Habsburg Hanedanı 500 yıl boyunca Avrupa’da hüküm süren en seçkin ve en güçlü hanedan oldu. Aslında İsviçre kökenli olan bu hanedan XIII. yüzyılda Avusturya’yı, sonrada Bohemya ve Macaristan’ı fethederek 1918 yılına kadar yönetti. Hünerli bir diplomasi ve iyi seçilmiş evlilikler Habsburgların, 1438’den 1806’daki ilgasına kadar hemen hemen bir aile tekeli haline gelmiş olan Kutsal Roma-German imparatoru sıfatını, İtalya’nın büyük bölümünü, Benelüks ülkelerini, İspanya’yı ve İspanya’nın Yenidünya’daki sömürgelerini elde etmelerini sağladı. 1519-1556 yılları arasında Kutsal Roma-German imparatoru olarak hüküm süren V. Karl öyle büyük toprakları yönetir hale gelmişti ki, eski aile düsturu olan ” Avusturya dünyaya hükmedecek ” cümlesinin gerçekleşmiş olduğuna inanıyordu.

Orta Avrupa’daki Habsburg hükümdarlığı, dindar biri olan I. Leopold döneminde daha da güçlenmişti. Başkent Viyana Avrupa’nın kültür merkezi olmak amacıyla kurtuluşunu, yüz yıl boyunca, savurgan barok sitilinde kilise ve saraylar inşa ederek kutladı. Versailles’ya rakip olmak üzere inşa edilen görkemli Schönbrunn Sarayı’nın 1500 odası, tiyatrosu ve hayvanat bahçesi vardı.

XVIII. yüzyılda Viyana Haydn, Mozart, Beethoven ve Schubert gibi bestecilere ev sahipliği yaparken, reformcu hükümdarlar devrimci Fransa’dan gelecek darbelere dayanabilecek sağlam bir imparatorluk yönetimi yarattılar. Yaklaşık 50 milyon kişinin yaşadığı bir alana yayılmış olan Habsburg Hanedanı topraklarının kalbinde yer alan Viyana, XIX. yüzyılda da Strasuss, Brahms ve Freud gibi dev isimler sayesinde kültürel üstünlüğünü korudu. İmparatorluğunun giderek yayılan milliyetçi hoşnutsuzluklar ve ekonomik geri kalmışlık nedeniyle zayıflamış olmasına rağmen, hanedanın alaşağı edilmesi hala bir dünya savaşına mal olabiliyordu.

Kaynak : Reader’s Digest ‘ten alıntıdır.
Galileo ve Pisa Kulesi hakkındaki yazımıza da buradan ulaşabilirsiniz.
Sosyalmedyaloji Sosyal Medya Haber ve Bilgi Platformu