Snowden Filmi Değerlendirmesi

Gizliliğe önem vermiyorum çünkü saklayacak hiçbir şeyim yok demek konuşma özgürlüğüne önem vermiyorum çünkü söyleyecek hiçbir şeyim yok demekten farksızdır.

Edward Snowden

Snowden'nin Brooklyn'e dikilen ama anında kaldırılan heykeli.
Snowden’nin Brooklyn’e dikilen ama anında kaldırılan heykeli.

Eminim hepimiz hayatınızda en az bir kere izleniyor veya dinleniyor muyum diye düşünüp kuşkulanmışızdır ve bu kuşkuyu arkadaş ortamında veya herhangi bir topluluk ortamında dile getirdiğinizde dönen geyiklere hepiniz aşinasınızdır. Hatta Cem Yılmaz’ın bu konuya bir stand up gösterisinde kısaca değinerek “CIA bu hesaplara bakıyormuş.. CIA senin boklu hesabını ne yapsın” dediğini hatırlarsınız. İşte Snowden 2013 yılında ortaya çıkardığı belgelerle tam da hepimizin zaman zaman kuşkulandığı ama üstünde durmadığımız veya dalgaya aldığımız herkesin izlendiği ve dinlendiği gerçeğini gün yüzüne çıkartan eski istihbarat birimi çalışanı. Vatansever duygularla Amerikan Ordusu’na katılan fakat geçirdiği bir kaza sonucu (ranzadan atlarken ayağını sakatlıyor…  filmin başında gösterilen bu sahneyi babanız, abiniz vs ile izleyecek olursanız “lan, öyle kazamı olur kesin kendini atmıştır o, bizim askerlikte de vardı öyle trakyalı uyanık bi oğlan, o da revire çıkmak için atardı kendini ranzadan.. yermiyiz biz” cümlesini kesin duyarsınız.) ordudan ayrılarak mecburi bir kariyer değişikiği sonucu CIA’de çalışmaya başlayan ve devamında yıllarca çeşitli Amerikan istihbarat birimleri için çalışan Snowden’ın ortaya çıkardığı belgeler Amerikan hükümetinin 11 Eylül saldırılarından sonra halkın güvenliğini sağlamak amacıyla çıkartılan ulusal güvenlik yasası ile terörü önleme amaçlı yapılan gözetimlerin aslında terör ile alakalı olmadığını, Amerikan hükmetinin terörle alakası olsun olmasın istediği anda herkesi heryerde ve her şekilde izlediğini, dinlediğini ve terörün aslında çok önceden planlanmış ve George Orwel’in 1984 romanında öngördüğü gibi bir gözetim toplumunun hakim olduğunu ortaya çıkarmıştır. Eğer bugüne kadar bu dinleyenler kim diye merak ettiyseniz işte Snowden onlardan biri (-ydi, artık tövbe etti, aydınlık tarafta savaşıyor).

Konunun meraklıları ve filmi izlemek isteyenler için 2014 yılında yayınlanan ve Snowden’in Hawaii’deki NSA üssünden gizli belgelerle beraber kaçtıktan sonra başından geçenleri anlatan 2014 yılı yapımı  “Citizenfour” belgeselini izlemenizi tavsiye ederim, bu belgesel Snowden’ın bağlantı kurduğu gazeteciler tarafından tüm bunlar olurken kayda alınmış gerçek görüntülerden oluşmaktadır. Eğer yeterince dikkatleri izlerseniz Snowden ve gazetecilerin gözlerindeki korkuyu ve şirinleri her an görebilecek olmanın verdiği gerginliği görebilirsiniz. (Hemen kısa bir bilgi vereyim, şirinler diyerek durumu biraz sulandırsamda gerçekte bu tür durumlarda gönderilen katillere verilen isim “wet workers”dır.)

Gelelim bu filmin neden çekildiğine ya da bu kadar önemli hatta tehlikeli bir konunun film yapılmasına neden izin verildiğine. Çünkü filmi izledikten sonra aklınıza gelen şeylerden biri de bu soru. ”Citizenfour” Hollywood yapımı değildi ve bu film sayesinde Amerika hikayeyi kendi anlatarak kontrol etme imkanı kazanmış oldu. Bununla beraber işin bir de Hollywood’un para kazanma fırsatını kaçırmamak istemesi var. Yani adamlar skandallardan ve utançlarından bile para kazanıyor. Bu söylediğime örnek olarak Watergate skandalı için de 76 yapımı “All the President’s Men” filmini izleyebilirsiniz.

Snowden’den bahsetmişken yakın zamanda gerçekleşen başka olaylar ve Snowden kadar şanslı olmayanlar da var. Örneğin; Ross Wiilam Ulbricht. Onun hikayesini de 2015 yapımı “Deep Web” belgeselinde izleyebilirsiniz. Ulbricht de Snowden gibi ancak farklı bir yöntemle devletin otoritesine meydan okuduğu için müebbet hapis cezası aldı ve şartlı tahliye şansı da yok.

Bitirmeden önce başka bir bilgi daha vermek istiyorum, film sizinde tahmin edeceğiniz gibi tamamen gerçekleri, birebir yaşanmış olayları yansıtmıyor. Örneğin; Snowden film hakkında kendi verdiği röportajda gizli belgelerin rubik küp ile NSA tesisinden çıkartılmasının filmdeki gibi olmadığını ve güvenlik sebepleriyle gerçekte nasıl yaptığını açıklamayacağını söylemişti.

Filmin yönetmeni ve oyuncu seçimine gelecek olursakta, filmde Snowden’ı canlandıran Joseph Gordon Lewitt rolün hakkını tam anlamıyla vermiş. Hatta Snowden’ın tok sesini taklit edebilmek için büyük çaba sarfetmiş. Filmin sonunda gerçek snowden ortaya çıktığında ne demek istediğimi ve Lewitt’in gerçekten de ne kadar başarılı bir ses takliti yaptığını göreceksiniz. Öbür taraftan filmin yönetmeni Oliver Stone’un son yıllarda ki filmlerinde değişiklik ve alttan alta verdiği mesajlar dikkatinizden kaçmamış olduğunu düşünüyorum. Bunun sebeplerinden biri olarak oğlu Sean Stone’un alternatif medyada birçok insanın “komplo teorisi” diye niteleyeceği içerikler üretmesi ve özellikle “Buzzsaw” isimli kendi programında bunları incelemesi sonucu babasını etkilemesi olduğunu düşünüyorum. (Unutmadan hatırlatayım halk arasında komplo teorisi diye nitelendirilen bir çok teori veya programın gerçek olduğu geçtiğimiz yıl CIA tarafından yarım ağız bir şekilde itiraf edildiğini bilmenizde fayda var. Bunların en başta gelenleri için “MK ULTRA” projesini araştırabilirsiniz)

Son olarak filmin IMDB ve Metacore puanları:

İmdb: 7.4

Metascore: 58

5 farklı platformda 6 adaylık ve 2 ödül kazanmış.

Yine sevdiğim bir filmden alıntıyla bu yazımı noktalıyorum;

Doğanın başlıca güçleriyle oyun oynadınız Bay Beale. Ben bunu kabullenemem. Bir iş anlaşmasını durdurduğunuzu sanıyorsunuz ama durum böyle değil. Araplar, bu ülkeden milyarlarca dolar aldı ve bunu geri vermeleri gerekiyor. Bu bir med-cezir, bir ekolojik denge! Sen, her şeyi ülkeler ve insanları olarak gören eski kafalının tekisin. Ülkeler yok! İnsanlar yok!

Yorumlar

yorumlar

Hakkında Sefa Erdem

1991 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Ticaret Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri Bölümünden mezun oldu. Üniversitenin son senesinde 1 yıl Hollanda’da Fontys Creative Industries’de Erasmus programına katıldı. Üniversite eğitimi devam ederken Radyo 91.6’da Sunucu Asistanlığı ve Gazete Ekonomi isimli online haber portalında Ekonomi Muhabirliği yaptı. 2015 yılı sonunda World Experience Campus şirketinde çalışmaya başladı ve halen aynı şirkette partner ilişikileri yöneticiliği görevini sürdürmektedir. Ayrıca freelance çevirmenlik yapmaktadır. Sinema ve bilgisayar oyunlarına olan ilgisi yanı sıra henüz çok yeni bir alt disiplin olan Exopolitika(Galaktik diplomasi) alanında araştırmalar yapmakta ve her hafta yeni vizyona giren bir sinema filminin değerlendirmesini Bilgi Üniverstesi RGB Stüdyosu Cinebilgi programı kapsamında yapmaktadır.

İlginizi Çekebilir

Nuremberg (2025)

Yönetmen / Yazar: James VanderbiltOyuncular: Russell Crowe, Rami Malek, Michael ShannonTür: Tarihi Drama, Hukuksal GerilimVizyon: …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir