Everest’in Zirvesine Ulaşma Girişimleri

Everest Dağı, Himalayalar’ın Mahalangur Himal silsilesinde, Nepal ile Çin’in Tibet Özerk Bölgesi sınırında yükselen dünyanın en yüksek dağıdır. Nepal ve Çin’in 2020 yılında ortaklaşa gerçekleştirdiği son resmi ölçümlere göre dağın zirvesi deniz seviyesinden tam 8.848,86 metre yüksekliktedir.

Dağ, yerel kültürlerde farklı isimlerle anılır; Nepal halkı onu Sagarmatha olarak adlandırırken, Tibetliler Chomolungma adını verir. Batı dünyasında kullanılan “Everest” ismi ise İngiliz Hindistanı’nda haritacılık teşkilatının başında bulunan Sir George Everest‘in anısına verilmiştir.

Yeryüzünün en uç noktası olması ve sunduğu ağır koşullar, burayı uzun zamandır dağcılar için nihai bir sınav alanına dönüştürür. Yüksek irtifadaki ölümcül oksijen azlığı, dondurucu rüzgarlar ve aniden değişen hava şartları dağı son derece riskli bir yer haline getirir. Bu yüzden Everest’e yapılan her hamle, dağcılık külliyatının en merak uyandıran ve üzerinde en çok konuşulan sayfalarını oluşturur.

Everest’in zirvesine ilk kimin ayak bastığı konusu da dağcılık tarihinin en çok tartışılan konularındandır. Bu konuda kesin olarak bilinen tek tarih, 1953’tür. Ondan önceki girişimler ise tartışma konusu olmayı sürdürmektedir.

George Mallory

George Herbert Leigh Mallory, 18 Haziran 1886’da İngiltere’nin Cheshire bölgesindeki Mobberley’de doğdu. Winchester College’da ve ardından Cambridge Üniversitesi’nde öğrenim gördü. Birinci Dünya Savaşı’nda topçu subayı olarak görev yaptı. Savaştan sonra Charterhouse Okulu’nda matematik öğretmenliği yaptı.

George Mallory

Mallory, Everest’e üç sefer düzenledi:

  • 1921 keşif seferi: Dağın kuzey yüzü üzerinden olası çıkış rotalarını araştırdı.
  • 1922 seferi: Ekip zirveye yaklaşmaya çalıştı. Lhotse yamacında meydana gelen bir çığ, yedi Şerpa taşıyıcının ölümüne yol açtı.
  • 1924 seferi: Mallory ve genç dağcı Andrew “Sandy” Irvine, 8 Haziran 1924’te dördüncü kamptan zirveye doğru yola çıktı. Son kez zirvenin altındaki bir noktada görüldüler. Zirveye ulaşıp ulaşmadıkları kesin olarak bilinmiyor.

“Mount Everest, the Reconnaissance, 1921” (Charles Howard-Bury ve Mount Everest Keşif Seferi’nin Diğer Üyeleri, 1922)

Mallory, 1923’te bir gazetecinin neden Everest’e çıkmak istediğini sormasına şu yanıtı verdi: “Çünkü o orada.” (“Because it’s there.”) Bu söz, dağcılık literatüründe en çok alıntılanan cümlelerden biri haline geldi. Ancak ifadenin tam bağlamı ve kaynağı üzerine farklı yorumlar yapılmaktadır.

Mallory ve Irvine’in Akıbeti

Mallory ve Irvine’den uzun süre haber alınamadı. 1933’te Everest’e yapılan bir seferde, Irvine’e ait bir buz baltası yaklaşık 8.600 metre yükseklikte bulundu.

1999’da Amerikalı dağcı Conrad Anker liderliğindeki keşif ekibi, Mallory’nin cesedini yaklaşık 8.155 metre yükseklikte buldu. Mallory’nin cesedinde zirveye ulaşıldığını kanıtlayacak kesin bir bulgu yoktu.

George Mallory ve Andrew Irvine, 1924 yılında kayboldu.

Uzun yıllar boyunca kayıp olan Andrew “Sandy” Irvine’ın akıbetine dair ilk somut gelişme ise Eylül 2024’te yaşandı. National Geographic belgesel ekibi (Jimmy Chin liderliğinde), Everest’in Kuzey Yüzü’ndeki Orta Rongbuk Buzulu üzerinde eriyen buzların arasından çıkan bir bot, çorap ve insani kalıntılar keşfetti. Çorabın üzerinde dikili olan “A.C. IRVINE” etiketi, kalıntıların Irvine’e ait olduğunu doğruladı.

Ancak Irvine’in taşıdığı ve zirveye ulaşılıp ulaşılmadığına dair fotoğraf kanıtı sunabileceği düşünülen Vest Pocket Kodak kamerası hâlâ bulunamadı. Bu nedenle 1924’te zirveye ulaşılıp ulaşılmadığı bugün de açık bir soru olmaya devam etmektedir.

Edmund Hillary ve Tenzing Norgay

Everest’in zirvesine doğrulanmış ve kesin şekilde ilk ulaşan kişiler, Edmund Hillary ve Tenzing Norgay’dır. Tarih 29 Mayıs 1953’tür.

  • Edmund Hillary: Yeni Zelandalı dağcı ve arıcı.
  • Tenzing Norgay: Nepal’in Şerpa topluluğundan deneyimli dağcı.

İkili, Sir John Hunt’ın liderliğindeki İngiliz keşif seferinin ikinci zirve ekibindeydi. Yerel saatle yaklaşık 11.30’da zirveye ulaştılar ve yaklaşık 15 dakika zirvede kaldılar. Bu süre içinde fotoğraf çektiler.

Edmund Hillary ve Tenzing Norgay

Film: “Tenzing” (2026)

Tenzing Norgay’ın hikayesi, sinemaya da taşındı. Yönetmen Jennifer Peedom‘un çektiği “Tenzing“ (2026), Everest’in ilk zirve tırmanışında yer alan Tenzing Norgay’ın az bilinen hikayesini anlatıyor. Film, onun başarısını anlatının merkezine koymayı amaçlıyor. Apple TV’nin tanıtım metnine göre film, Tenzing’in Everest’in ilk zirvesine ulaşan kişi olarak yerini ele alıyor.

Senaryosunu Luke Davies yazdı. Eleştirmenler, filmi 1953 zirve tırmanışının yeniden canlandırılması olarak değerlendirdi. Bir incelemede, filmin Tenzing’in başarısını hak ettiği merkeze yerleştirme hedefi taşıdığı belirtildi.

Film, Nepal’in çeşitli yerlerinde çekildi. Bunlar arasında Everest bölgesi, Mustang ve Katmandu yer alıyor.

Everest’in ilk zirve hikayesi iki bölüme ayrılır. Mallory ve Irvine’in 1924’teki girişimi, zirveye ulaşıp ulaşmadıklarının kanıtlanamadığı ve sırrını koruyan bir denemedir. Hillary ve Tenzing’in 1953’teki başarısı ise zirveye ulaştığı kesin olarak kabul edilen ilk ekiptir. “Tenzing” filmi, bu başarının en az bilinen kahramanlarından birine odaklanarak bu hikayeye yeni bir bakış sunuyor.

Everest Dağı

” Yüzyıllık Yalnızlık: Netflix Uyarlaması ” hakkındaki yazımıza da aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Yorumlar

yorumlar

Hakkında Kayıhan Badalıoğlu

Ankara’da doğdum. TED Ankara Koleji’nin ardından Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü'nden mezun oldum. 1998 yılında bankacılık sektöründe başladığım profesyonel kariyerimde, 2013 yılına kadar perakende bankacılık, iç denetim, genel müdürlük ve KOBİ portföy yönetimi gibi alanlarda sorumluluklar üstlendim. 25 yılı aşan finans ve denetim tecrübemi, 2014 yılından bu yana kurumsal danışmanlık alanına taşıyarak işletmelerin ölçülebilir büyüme hedeflerine rehberlik ediyorum. Finans, pazarlama ve iş geliştirme konularındaki birikimimi, Bilgi Üniversitesi’nden aldığım Sosyal Medya Uzmanlığı eğitimiyle birleştirerek geleneksel iş disiplinini modern dijital stratejilere aktarıyorum. Profesyonel çalışmalarımın yanı sıra lise yıllarımdan bu yana müzikle ilgilenmekteyim. Yurt içi ve yurt dışı seyahatlerim sırasında edindiğim izlenimleri, fotoğraf çalışmaları ve blog yazıları aracılığıyla kayıt altına alıyorum.

İlginizi Çekebilir

Père Lachaise’de Ünlü Mezarlar

Paris’i düşününce ilk akla gelen şey çoğu zaman Eyfel Kulesi’nin ışıltısı, dimdik ayakta duran bir …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir