Büyük Şehirden Kaçış

Yetmişlerin başında doğan biri olarak şimdi yazacaklarım kendi gözlemlerime dayanmaktadır. Bu tespitlerim ben doğmadan önceki yıllarda da olmuş olabilir tabi olmamışta…

Eğer bu yazıyı okuyup hakkında yorum yapmak isterseniz yazının altında müsait bir kutucuk olduğunu baştan belirteyim ki tespitlerimde eksiklikler varsa hep beraber tamamlayalım.

Yetmişli yıllarda iş hayatına başlayan çalışan kesim çoğunlukla da aynı iş yerinden emekli olurdu. Eğer kamu da çalışılıyorsa bu durum çok normal bir sonuç olurken özel kesim çalışanlarının çoğunluğu bir veya iki iş yeri değiştirirdi. Tabi istisnai durumlar da mevcuttu ama yazının girişinde de belirttiğim gibi bu yazı kendi gözlemlerimdir.

Yetmişlerde memur kesiminde aileden kalan veya doğup büyüdüğü il veya ilçede yaşayanların yanına ziyarete gidilmediği sürece çok fazla yazlık ev sahipliği veya otel, motel gibi tatile çıkma gibi durumlar da yaygın olmadığından günümüzdeki tatil anlayışı çok fazla yoktu. Büyük şehirlerde yaşayan orta sınıf diyebileceğimiz kesim emekli olduklarında daha yazlık olarak nitelendirilebilecek bölgelere yerleşir veya doğup büyüdükleri topraklara geri dönerlerdi. Çünkü yılların verdiği büyük şehrin çalışma hayatı karmaşasından uzaklaşıp hayatlarının geri kalanını daha sakin yaşayabilmek daha küçük yerleşkelerde mümkündü aynı günümüzde olduğu gibi. Yetmişler ve seksenlerde ki şehir hayatı ne kadar karmaşa olabilir diye düşünen daha yeni nesillere tavsiyem, o yılların büyük şehirlerinin ve küçük kasabalarının fotoğraflarına bakıp karşılaştırmayı da o dönem şartlarına göre yapsınlar.

İnsanların dayanma gücünün daha kuvvetli olduğunu düşündüğüm o yıllarda emekli olana kadar dayananabilen insanlar çalışmadan yaşayabilecekleri emekli maaşlarını hak edecek süreci bekliyor ve hayatlarının ikinci bölümünü aldıkları emeklilik tazminat ile kurgulayabiliyorlardı. Çünkü sözkonusu tazminatlar ile bir ev alabilecek miktar insanların ellerine geçebiliyordu.

Gelelim günümüzdeki büyük şehirlerde yaşama ve çalışma şartları ile insanların dayanma kapasitelerine. Türk toplumu cumhuriyetin kuruluşundan Atamızın vefatına kadar olan sürede bir çok alanda devrime imza atmış, ülkede büyük değişimler olmuştu fakat Büyük Önder’in vefatı ve arkasından 2.Dünya Savaşı yılları ve daha sonra yaşanan yokluklar arkasından gelen ihtilaller ile seksenlerin ortasına kadar oradan oraya sallanmış seksenli yılların ikinci yarısından sonra dünya da yaşanan gelişmeler ile daha sanayi ve refah toplumuna geçmeye başlamıştır. Bütün bu yaşananlar kent ve köy hayatı arasında büyük farklılıklar yaratmıştır. Teknolojinin gelişimi ile doksanlı yıllarda hem iş hayatı dinamikleri hem de büyük şehir yaşam tarzında büyük gelişmeler olmuş ve bu dinamizm bireylerin hayatlarını da büyük ölçüde etkilemiş tüketim toplumu ve kapitalizmin tüm dünyada ağırlığını koyması ile büyük şehirler ve şehir hayatı şartları da büyük değişimler geçirmiş metropol hayatı dediğimiz insanları hem içine çeken ama bir yandan da bu çekici hayatta var olmak adına büyük eforların gerektiği bir yaşam formu süregelmiştir.

Gün geçtikçe zorlaşan metropol hayatı artık bir kısım beyaz yakalı olarak tanımladığımız grup için dayanılmaz bir hal almış ve zaman ilerledikçe artan sayıda birçok aktif iş hayatında olan insan daha küçük ve az nüfuslu şehir ve kasabalara taşınmaya başlamıştır.

Artık yetmişlerde emekliliğini bekleyenler orta yaşlılar yerine genç diyebileceğimiz yaşlardaki insanlar yeni hayatlar kurmak üzere dedeleri ve babaları gibi emekliliklerini beklemeden büyük şehirlerden daha kırsala göç etmeye başladılar.

Hayatın garip bir cilvesi mi denir artık, dünyanın pandemi belasına yakalanması ile zamanında hayatlarını izole edenler bu dönemin şanslı insan grubu olarak metropollerde apartmanların, sitelerin içinde mahsur kalıp en fazla yürüme mesafesi markete, kasaba gidenlerin özenerek YouTube videolarından izleyebilenlerin rol modelleri oldu belki de.

Bozcaada pandemide güvenle yaşanılası yerlerden (Fotoğraf : Kayıhan Badalıoğlu)

Artık pandemi gerçeği hayatımızı ciddi şekilde etkiledi ve bu etkinin de devam edeceğini görüyoruz. Ülkemizin büyük grupları pandemi nedeniyle zorunlu geçtikleri evden çalışma sistemini artık temelli olarak devam ettirmeye başladı. Teknolojik donanımsal ve altyapısal gelişimler de bu çalışma sisteminin işlemesine olanak sağladı. Pandemi büyük şehirlerden kaçışı daha da hızlandırdı. Bu durum da mekan olarak belli bir lokalde stabil yaşama zorunluluğunu kaldırdı.

Tabi madalyonun diğer tarafına da bakıp öyle bağlayayım yazıyı. Artık kurumsal hayatın içindeki insanlar sabah ve akşam uzun saatlerde geçirdikleri vakitleri yerine daha çok çalışıyorlar. Kahve molası için hava almaya çıkmak yerine mutfaktan ulaştıkları her türlü imkan sayesinde her daim ulaşabilir haldeler. Yani işveren mutlu. Çalışanlar ise sahip oldukları istihdam imkanlarını kaybetmemek adına ve ücretlerini alabildikleri sürece görece olarak mutlu diye düşünüyorum. Sonuçta mutluluk anlayışı kişiden kişiye değişmiyor muydu ?

Virüsten uzak sağlıklı hijyenik günler dilerim.

LKB

Yorumlar

yorumlar

Hakkında Kayıhan Badalıoğlu

Ankara’da doğdum. TED Ankara Koleji’nin ardından Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü'nden mezun oldum. 1998 yılında bankacılık sektöründe başladığım profesyonel kariyerimde, 2013 yılına kadar perakende bankacılık, iç denetim, genel müdürlük ve KOBİ portföy yönetimi gibi alanlarda sorumluluklar üstlendim. 25 yılı aşan finans ve denetim tecrübemi, 2014 yılından bu yana kurumsal danışmanlık alanına taşıyarak işletmelerin ölçülebilir büyüme hedeflerine rehberlik ediyorum. Finans, pazarlama ve iş geliştirme konularındaki birikimimi, Bilgi Üniversitesi’nden aldığım Sosyal Medya Uzmanlığı eğitimiyle birleştirerek geleneksel iş disiplinini modern dijital stratejilere aktarıyorum. Profesyonel çalışmalarımın yanı sıra lise yıllarımdan bu yana müzikle ilgilenmekteyim. Yurt içi ve yurt dışı seyahatlerim sırasında edindiğim izlenimleri, fotoğraf çalışmaları ve blog yazıları aracılığıyla kayıt altına alıyorum.

İlginizi Çekebilir

Geçmişe Yolculuk

Çok zaman oldu blog yazısı yazmayalı. Bu sitede ki son yazımı geçen nisan ayında yazmıştım. …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir