Ben Ağlamam

Ellerimin üzerindeki damarlar daha bir belirginleşmiş bu gün baktım da.
Bu eller sanki benim ellerim değil.
Bu başka birinin ömrü yaşadığım
Sanki yıllar yılı ben değil de o yaşıyor içimde bir yerlerde olmasına rağmen benim hayatımı.
Her bayramı hüzünlü geçiriyorum onun yüzünden.

Bilmiyorum belki anasını belki babasını kaybetti bir bayram günü, belki de kendi öldü kim bilir.
Eski bayramları benden iyi bildiği kesin.
Benden daha duygulu mesela.
En ufak bir hikayede, içinde hüzne dair iki kelime olan, göz pınarları hemen yaşarıveriyor.

Geçende bir arkadaşım anlattı :
“Babası ölmüş bir kızcağızın, başka da kimsesi yokmuş.
Yirmi iki yaşındaki kızcağız, tam üç gün yaşamış babasının ardından.
Kalbi dayanmamış bu acıya, tam üç gün sonra babasının ardına takılmış gitmiş.”
Gerçek olan bu hikâyeyi dinleyince benim içim burkuldu birazcık.

İçimdeki “O” ise ağlamaya başladı, vallahi ben değildim ağlayan.
Ben bilmez miyim kendimi canım? Vurdumduymazın tekiyimdir.
Nerdeee, yok hüzünlenecekmişim yok ağlayacakmışım…
Hiç bana göre işler değil de içimdeki “O” ağlayıp duruyor işte.

Bir de sulu göz ki sormayın.
Aman yani sanki her dakika soğan doğranıyor.
Ulan her şeye de ağlanmaz ki.
Hayır beni rezil ediyor yani, ne bileyim işte hani erkekler ağlamaz ya.
Durup dururken bir garip adam görüyor yolda, belli ki aç, ağlıyor;
bir çocuk görüyor sırtında paltosu olmayan hemen gözyaşı,
memleketin halini görüyor, insanların halini aç bi ilaç hüngür de hüngür.
Ulan ne sulu şey be.

Bir de içimdeki ihtilaller, beni ele geçirmeye çalışmalar da cabası.
Yer miyim ulan ben, beni ele geçirse ben biliyorum olacakları.
Bütün gün zırıl zırıl ağlatacak beni, yok öyle yağma.
Ben sert adamım bir kere öyle her şeye ağlamam, heyt ulan be biz kaçın kurasıyız.

Yani şimdi bayram geldi diye,
millet perişan diye,
garson Hayati Ağabey yevmiyesini alamadığı için kriz yüzünden çocuğuna bayramlık ayakkabı alamıyor diye,
Sokakta bir sürü çocuk bayramı aç ve üşüyerek geçirecek diye,
şeker yiyemeyecek diye,
ve memlekette ellerine bu ülkeyi adam etsin diye halk tarafından yetki verilenler duyarsız diye
ağlanır mı ?

Çocuklar şeker yiyemeyecek diye,
çocuklar sokakta üşüyor diye,
çocuklar bayramı sokakta geçirecek diye
Ağlanır mı ulaaaan?

(Yazar bundan sonrasını salya sümük olup  yüzünü yıkamaya gittiği için yazamadı….)
Koray Sıpçıkoğlu “Uçurum Hikayeleri”

Hakkında Koray Sıpçıkoğlu

Sadece ve sadece sanatçı ve koltuğunun altındaki karpuzlar sıra sıra aşağıdaki gibi; İngilizce şiir ve edebi metin çevirileri. Grafik tasarım ve reklam metin yazarlığı. Çeşitli Tiyatrolarda Oyunculuk ve Yönetmenlik Tecrübeleri Eğlence Merkezi ve Konserlerde Müzisyenlik. Yayınlanmış Kitapları: “Kanar mı Balığın Yarası?” Komer Yayınları 2001 “Midemde Kelebekler” Komer Yayınları 2003 “Uçurum Hikayeleri” Komer Yayınları 2005 “Bir Gün Yeniden Aynalarla Dost Olacaksın” Zemin Yayıncılık 2016 “Hayatın Ritmi” Morfill Kişisel Gelişim Yayınları 2016 “Kanar mı Balığın Yarası? -2” Bencekitap Yayınları 2016 Sahnelenmiş Oyunları: “Çorabımın Teki” 2.Perdeli Müzikli Çocuk Oyunu Müzik Albümü: Koray Sıpçıkoğlu “Bensiz Ağlıyor İzmir” Dinleti Music Company Ben Çanakkale “ Çanakkale Belgeseli Müzikleri” Başkent Üniversitesi Yayınları - Kanal B

İlginizi Çekebilir

Ben Neyzen Tevfik

Gerçek adı Tevfik Kolaylı ama herkesin bildiği adı Neyzen Tevfik, neyzen ve şair. Hazır cevaplılığı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir