Dünya henüz kapanmamıştı. Koronavirüs hayatımızın odağına yerleşmemiş, maskeler ve mesafeler gündelik gerçekliğimiz olmamıştı. Takvimler 2019’un son günlerini gösterirken, özgürce kalabalıklara karıştığımız o son demlerde, hayatımın en masalsı seyahatlerinden birine çıkmıştım. Fransa’nın Almanya sınırındaki Alsace (Alsas) bölgesi, yılbaşı coşkusunun dorukta olduğu o günlerde beni ağırlıyordu.

Tarihin Kıskacında Bir Masal Diyarı
Alsace, tarih boyunca Fransa ile Almanya arasında tam dört kez el değiştirmiş, bu çalkantılı geçmişiyle adeta iki kültürün harmanlandığı bir mozaik haline gelmiş . 1648’de Fransa’ya katılan bölge, 1871’de Alman, 1918’de yeniden Fransız, 1940’ta işgal altında ve nihayet 1945’te kurtulmuş. Bu kadar sınır değiştiren bir coğrafyanın mimarisinden mutfağına kadar her detayında iki kültürün izini sürmek mümkün. Yarı ahşap evleri, daracık sokakları ve şarap bağlarıyla süslü tepeleriyle Alsace, ziyaretçisine adeta bir masal kitabının sayfalarını çeviriyormuş hissi veriyor. Özellikle Noel zamanı ise bu büyü zirveye ulaşıyor.
Mulhouse’dan Strasbourg’a: Işıklar ve Kokular Arasında
Yolculuğum, Alsace’ın güney kapısı Mulhouse’da başladı. Bu şehir, 20 bin metrekarelik alanıyla dünyanın en büyük otomobil müzesine ev sahipliği yapıyor; Schlumpf kardeşlerin kurduğu bu müzede 500’den fazla klasik araba sergileniyor, aralarında ünlü Bugatti Royale de bulunuyor. Ancak Noel zamanında Mulhouse’un asıl cazibesi, yılbaşı pazarlarıydı. Soğuk havaya karışan tarçın kokuları, fırından yeni çıkmış sıcak kugelhopf’lar ve elleri ısıtan sıcak şarap buğusu… Yarı ahşap tarihi evlerin süslü pencereleri arasından yürürken zamanın nasıl geçtiğini anlamak imkansızdı. Mulhouse’un yılbaşı pazarlarında manalas (küçük ekmek adamcıklar) ve bredalas (Alsace’a özgü Noel bisküvileri) tatmadan dönmemek gerekiyor .
Rotanın son durağı ise Alsace’ın kalbi Strasbourg’du. 1570 yılına uzanan geçmişiyle Fransa’nın en eski Noel pazarına ev sahipliği yapan bu şehir, her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlıyor. 300’den fazla kulübenin on iki farklı meydanda kurulduğu bu pazarda, Place Kléber’deki 30 metrelik dev Noel ağacının ışıkları altında 2020 yılına adım attık. Strasbourg’un “Avrupa’nın en iyi ışıklandırılmış şehri” unvanı boşuna değil; akşam çöktüğünde sokaklar, meydanlar ve vitrinler büyülü bir ışık gösterisine dönüşüyor . Görkemli katedralin gölgesinde, Petite France’ın kanallarına yansıyan ışıklar arasında yürümek, tarihin ve modernitenin kucaklaştığı o anları yaşamak paha biçilemezdi.
Mulhouse’dan başlayıp Strasbourg’un o ışıl ışıl sokaklarında sonlanan bu seyahatte, 2020’ye adım attığım yılbaşı gecesini ve Alsace pazarlarının ruhunu kameramla ölümsüzleştirdim.
Aşağıdaki videodan, pandeminin hemen öncesinde kaydettiğim bu görsel yolculuğa siz de ortak olabilirsiniz. Sıcak bir çayınızı veya kahvenizi alın, ışıklar arasındaki bu Alsace turunun tadını çıkarın!
Diğer gezilerimin kayıtlarına da youtube kanalım Travel and Video ‘dan ulaşabilirsiniz.
Sağlıklı günlerde görüşmek üzere.
Sosyalmedyaloji Sosyal Medya Haber ve Bilgi Platformu