Elbruz Dağı Tırmanışı – Bölüm 1

Kafkasya… Kafkas dağları… Gözlerime uyku girmiyor, heyecandan uyuyamıyorum. İki yıldır beklediğim, hazırlıklarını ve planlarını yaptığım, Rusya’nın ve Avrupa kıtasının en yüksek noktasına, Elbruz Dağı ’na seyahatim yarın başlıyor.

Bu heybetli, adını kartallara vermiş olan dağlarda olma düşüncesi bile nefes kesici. Yüzyıllar boyunca Kafkas halkına ev sahipliği yapmış, sürgünlerinin simgesi, isyanlarının sesi  olmuş bu yüce dağa sonunda kavuşacağım.

Elbruz, Rusya’daki Kafkasya Cumhuriyeti Kabardey-Balkarya bölgesinde, Gürcistan sınırının 11 km kuzeyinde, Tiflis‘in yaklaşık 270 km kuzey batısında yer alır. Bu heybetli dağ 5.642 mt. yüksekliği ile Avrupa’nın en yüksek dağı olarak kabul edilmektedir. Dünya üzerindeki yedi kıtanın en yüksek dağlarının oluşturduğu yedi zirvelerden de biridir.

Elbruz Dağı ’na Kabartaylar Oşhamaho, Balkarlar ise Mingi Tav adını vermişlerdir.

Kafkas Dağları

Elbruz doğu ve batı  olmak üzere iki zirveye sahiptir. Doğu zirvesi 5.621 mt. Batı zirvesi ise 5.642 mt.dir.

Doğu zirvesine ilk çıkış, 22 Temmuz 1829‘da Kabardeyli çoban ve hamal Killar Kashirow tarafından yapılmıştır.

Batı zirvesine ilk tırmanış ise, 28 Temmuz 1874‘te İngiliz Frederick Gardiner, Florence Crauford Grove, Horace Walker ve ekspedisyonun İsviçreli lideri Peter Knubel tarafından başarılır.

Ve o gün geldi. 3 Ağustos 2012 Cuma

Aktarmalar  ile birlikte 17 saat sürecek yorucu yolculuğumuza , ilk ayak olan Moskova uçuşu ile başlıyoruz. Moskova’dan Mineralnye Vody kentine yine uçak,  oradan da minibüs ile Baksan Vadisi’ndeki Terskol kasabasına ulaşacağız.

Bu yolculukta yanımda beni yalnız bırakmayan üç dostum var.

2010 yılında Ağrı Zirvesi yaptığımız ekipten  Seval ve Serkan ile  benim bu ekspedisyonu, hayalimi gerçekleştirmemde destek verip,   sponsorum olan COLUMBIA.

Artık tekerlekler pist ile vedalaştı…

İstanbul gece karanlığında altımızda ışıl ışıl…

Dokuz gün sonra görüşmek üzere , İstanbul’a veda ediyorum.

Mineralnye Vody havalimanına vardığımızda bizi rehberimiz Yuri karşıladı. Tanışma faslından sonra minibüsümüz ile Baksan vadisine doğru yola çıktık.

Cuma gecesi 22:00’da başlayan yolcuğumuz Cumartesi 15:00 ’de Baksan vadisinde Terskol kasabasında sona erdi. Bu küçük kasaba aslında popüler bir kayak merkezi. Ancak bölge, mevsim itibariyle suskunluğa gömülmüş. Bu dönemde kasabada sadece  dağa tırmanış için gelen yabancılar var.

Baksan vadisi gerçekten bir doğa harikası. Bu bölgenin özel durumundan dolayı, girmeden önce üç polis kontrol noktasından geçtik. Yol vadiye girdikten sonra kendimi Karadeniz’de hissettim. Heryer yemyeşil , akan nehrin sesi ise çok etkileyiciydi.

Kasaba 2.100 mt. rakımda.Bölgede konuşulan dil bir Türkçe lehçesi. Çok dikkatli dinlediğinizde aradan bazı kelimeleri net olarak anlayabiliyorsunuz.

Otele yerleştikten sonra ilk işimiz biraz dinlenmek oldu. Odamın camından dışarı baktığımda heybetli Kafkas dağları ile ilk tanışmam gerçekleşmiş oldu. Müthiş görünüyorlar. Etkileyici, mistik, ürkütücü…

Bu dağlar kuzeybatı, güneydoğu doğrultusunda, Karadeniz’den başlayıp Hazar Denizi’ne kadar yaklaşık 1.200 km. uzunluğunda bir dağ silsilesi.

Biraz dinlendikten sonra tüm ekipmanlarımızı açarak eksiklerimizi tespit edip, dağa çıkarken yanımıza almayıp otelde bırakacaklarımızı ayırdık. Bu bize çok avantaj sağlayacak ve fazla ağırlık taşımaktan kurtulmuş olacağız.

Pazar sabah 10:00’da ilk aklimatizasyonumuza başladık. Vücudumuzun yüksek irtifaya alışması için bu aklimatizasyonları (çıkış – inişler) yapmak zorundayız. Hedefimiz Cheget Dağı’nda , 3.100 mt.deki Ruslardan kalan bir gökyüzü gözlemevi. Bu da  yaklaşık 1 km yükseleceğiz anlamına geliyor.

Yazıma ikinci bölümde devam edeceğim. Şimdilik hoşçakalın…

Yorumlar

yorumlar

Hakkında Sıtkı Ergun

Doğa tutkunu

İlginizi Çekebilir

Alsace Bölgesi

Korona virüsünün dünyayı işgal etmeden önceki son gezim olan Fransa’nın Alsace Bölgesi’nde kayıt ettiğim yılbaşı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir