Selanik Gezi Notları – Bölüm 6

Selanik’e arabayla gelmek o kadar da korkutucu ya da zor değil ilk bunu söyleyeyim. Bakın ben biri 9 diğeri 2.5 yaşında iki çocukla bunu yaptım ve tek şoför olarak. Ha belki Selanik yolcuları için Dedeağaç’ta bir akşam kalmak mantıklı olabilir. Thassos’culara hiç durmadan basın geçin demiştim Dedeağaç’ı hatırlarsanız.

Google hazretleri diyor ki 6 saat 27 dakikada gidersin Selanik’e… Uğurhan hazretleri olarak bunu yapamazsınız diyorum. Yani sınır kapısından fışşş diye geçiyor olsanız belki bir ihtimal ama sınırda en az 30 dakikanız gidecek bunu unutmayın. Sınıra İstanbul’dan ne kadar sürede vardıysanız, sınırdan çıktığınızda da, Selanik’e aşağı yukarı o kadar sürede varacaksınız.

Selanik’e sadece Selanik için gelinmiyor genelde. Muhtemelen Halkidiki’ye devam edeceksinizdir. Halkidiki’ci arkadaşlara şimdiden üzülerek bildirmek isterim ki biz Halkidiki’ye gitmedik. Bu son Yunan seferimizi Halkidiki’ye gidelim diye planlarken etrafımdan gelen müdahaleler sonrası kendimizi Skiathos planı yaparken bulduk.. Ki sizler benden bu yazıyı Skiathos fotoğraflarıma bakıp göndermemi talep ettiniz. Dolayısıyla detaylı bir Skiathos planını anlatacağım.

Öncesinde ama biraz Selanik’i anlatabilirim. Selanik’i görmeyenler, görenlerin şu cümlesini duymuşlardır: “Ay Selanik, aynı İzmir’e benziyooo..” Bu da onlara benim cümlem: “Ayy hadi ordan esas Caddebostan-Bostancı sahili arasına benziyooo” Her neyse. Selanik her türlü çok güzel bir kent. Bir kere en önemlisi, Mustafa Kemal Atatürk’ün dünyaya geldiği kent. Birinci ziyaret sebebi zaten başlı başına bu olması lazım. Atatürk’ün doğduğu ve çocukluğunun ilk kısmının geçtiği bu evi gezerken gözlerin dolmaması imkânsız. Bu satırları yazarken bile gözlerim doldu ya arkadaşlar…

Şimdi Selanik’i azıcık anlatayım. Biz İstanbul’dan sabah çıkıp akşamüstü buraya geldik. Akşam burada kalıp sabah çok erkenden tekrar yola çıktık. Dolayısı ile pek fazla gezme görme imkânımız olmadı. Ancak dönüşte bu kez Skiathos’tan sabahın köründe çıkıp öğle saatlerinde Selanik’e vardık. Yine akşamı burada geçirip ertesi sabah Keramoti’ye yöneldik. İşte bu ikinci molamız esnasında tüm günümüz Selanik’i gezerek geçti.

Fotoğraf : Kayıhan Badalıoğlu

İlk sırada Atatürk’ün evi vardı. Ev, Türk Konsolosluğu’nun içinde yer alıyor. Girişi ücretsiz. Sabah 10 ila akşamüstü 17 arasında ziyaret edilebiliyor. Pazartesileri kapalı. İçeride ortalama 1 saat geçirebilirsiniz. Her yazıyı okumak istiyor insan. Her görsele bakmak, filmi izlemek. Diğer ziyaretçileri görünce de bir duygusal yoğunluk oluyor. Ömrümün ilk yarısı malumunuz Ankara’da geçti ve belki 50 kez Anıtkabir’e gitmişimdir. Bilemiyorum yaşlandıkça daha mı sulu göz oluyorum ama bu ev bana çok tesir etti arkadaşlar. Neyse çok uzatmayayım sözü, bence kesinlikle görün.

Selanik gezinize siz de bizim gibi bu ev’den başlarsanız, evden çıkınca sahile yürümenizi öneririm. Tabii sahil ne tarafta kalıyor karıştırırsanız yoldan geçen birine sorun. Hatta direkt Kamara square nere kardaş diye sorun. Burası Selanik’in tarihi kapısının olduğu alan. Buraya inerken şimdi müze olan (biz içine girmedik maalesef. 35 derece sıcakta yürürken ve öncesinde Atatürk evinde ağlamışken hemen akabinde çok müze modunda olamıyo insan) ne diyordum? Ha şimdilerde müze olan Rotonda camisini görebilirsiniz.

Aşağıda, yani meydanda Mikel Cafe’de bir şeyler içip kendinize geldikten sonra sahilde yürüyebilirsiniz. Bu sahil işte benim Caddebostan sahile benzettiğim kısım. Sahili gerçekten keyifli.

Bu yürüyüş esnasında Yunanlıların Beyaz Kale (White Castle) dediği bir yapıya denk geleceksiniz. Sonradan öğrendim ki burası Osmanlı döneminde zindan imiş. Sonra Yunanlılar alınca Selanikçiği, ilk iş bu zindanı beyaza boyamışlar ve işte talihsiz hatıraları örtmek istemiş adamlar. Bu Beyaz Kale’nin önünden şehir turu yaptıran üstü açık otobüsler de kalkıyor. Biz geldiğimizde bir önceki yeni kalmıştı ve bir sonrakine de yarım saat mi ne vardı, o bakımdan salladık. Ancak eğlenceli olabilir.

Yürüyüş devam ediyorsa o meşhur şemsiyeler anıtına denk gelirsiniz. Tabii hangi yöne yürüdüğünüzü de tam kestiremiyorum. Aristo Meydanı (Aristotelous ya da) da güzel bir ortam. Buranın daha da ilerisinde Ladadika denen bir semt var. Bizim Asmalı gibi ya da öncesinde Nevizade gibi bir yer. Bir dolu taverna, restoran var. Burada yemek yiyebilirsiniz. Biz ortadaki havuzun hemen yanında olan, köşedeki Full Tou Meze denen tavernada yedik. Aşırı güzel ve lezzetli idi her şey. Yalnız dikkat edin. Siz de aşırı güzel ve de lezzetlisiniz… Sizi de yerler… Kimler mi? Sivrisinekler elbette. Sinek kovucu aparatlar bulunsun yanınızda. Fısfıs sıkın derim. Yoksa siz mezeleri yerken, onlar da sizi yiyorlar

Selanik’ten Halkidiki aşağı yukarı 1.5 saat. Sanırım Selanik’i İzmir’e ve Halkidiki’yi de Çeşme’ye benzetmelerinin sebebi bu. Halkidiki hakkında genel kültür bilgilerimi verip Skiathos’a geçeceğim. Halkidiki 3 adet aşağı yönlü yarım adadan oluşuyor. Çatal gibi, pençe gibi. Her neyse, işbu yarımadalardan en doğudakini papazlar kapatmış ve oraya giriş yasak. Dolayısıyla Halkidiki en batıdaki ve ortadaki yarımadadan oluşmakta.

Gidecek arkadaşlara şimdiden iyi tatiller diliyorum ama ben ana karadan ayrılıyor ve yine bir adaya yöneliyorum, Skiathos…

Uğurhan TEZCAN

Yorumlar

yorumlar

Hakkında Kayıhan Badalıoğlu

Ankara’da doğdum. TED Ankara Koleji’nin ardından Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü'nden mezun oldum. 1998 yılında bankacılık sektöründe başladığım profesyonel kariyerimde, 2013 yılına kadar perakende bankacılık, iç denetim, genel müdürlük ve KOBİ portföy yönetimi gibi alanlarda sorumluluklar üstlendim. 25 yılı aşan finans ve denetim tecrübemi, 2014 yılından bu yana kurumsal danışmanlık alanına taşıyarak işletmelerin ölçülebilir büyüme hedeflerine rehberlik ediyorum. Finans, pazarlama ve iş geliştirme konularındaki birikimimi, Bilgi Üniversitesi’nden aldığım Sosyal Medya Uzmanlığı eğitimiyle birleştirerek geleneksel iş disiplinini modern dijital stratejilere aktarıyorum. Profesyonel çalışmalarımın yanı sıra lise yıllarımdan bu yana müzikle ilgilenmekteyim. Yurt içi ve yurt dışı seyahatlerim sırasında edindiğim izlenimleri, fotoğraf çalışmaları ve blog yazıları aracılığıyla kayıt altına alıyorum.

İlginizi Çekebilir

Taşkent Gezi Rehberi: Tarihle Modernizmin Kesişme Noktası

Buhara ve Semerkand’ın tarihi dokusunu keşfettikten sonra Özbekistan’ın başkenti Taşkent’e ulaşmak, adeta çağlar arasında bir …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir