Seksenli Yıllar

Seksenli yıllar, ilkokul hayatım ile başlayıp liseden mezun olduğum dönem itibariyle son bulan, daha kırkdört yılına tanıklık ettiğim yaşam belgeselimin baba olduktan sonra ki en keyifli on yıllık dönemidir. Hayatın sadece okula gitmek ve ders çalışmaktan ibaret olduğu ekmeğin elden suyun da gölden geldiği bir zaman aralığı olması bu dönemin keyifli geçmesine sebep olan en önemli faktördür. Bizzat yaşayarak tecrübe edilmiştir. Hepimiz ettik.

Türkiye tarihinin kilometre taşlarından olan ihtilal dönemlerinin sonuncusu ( 15 Temmuz kalkışması da tarihimizde başarısız bir girişim olarak kitaplardaki yerini aldı belirtmeden geçmek istemedim ) olan seksenli yılların başlangıcı, ilk çocukluk hatıralarımın belirginleştiği bir sıkıyönetim olgusuyla başlar.Yasak olması muhtemel kitapların yakılması, belli gazetelerin evlere girmemesi, akşamları pencerelerden uzak durulması gibi hareketler bu olgunun belirginleşmesindeki faktörler olarak sayabilirim. Okul çıkışlarına tanık olduğum öğrencilerin toplu halde koşuşturmaları, trafik ışıklarına asılı bomba süsü verilmiş paketleri, duvarlara dev harflerle yazılan yazıları çok net hatırlıyor ve normal hareketler olmadığını düşünüyordum ama yedi yaşındaki bir çocuk kafasıyla neyin ne olduğunu da pek anlamıyordum doğrusu.

Seksenleri günümüz ile karşılaştırınca o yıllarda oldukça ilkel bir yaşam tarzımız olduğu fikrine kapılabiliyorsunuz. Dev ekranlı binlerce uydu kanalı olan televizyonların yerine siyah-beyaz tek kanallı televizyonu seyretmek, katılamadığımız düğün ve davetler için cep telefonlarımızdan kısa mesajlar atmak yerine PTT’ye gidip telgraf çekmek gibi.

Seksenlerden bugüne yediklerimiz, içtiklerimiz, dinlediklerimiz, seyrettiklerimiz, giydiklerimiz ne kadar değişti. Ama halen o yıllara duyulan özlem hiç bitmiyor sanki. Özellikle de popüler kültür kısır döngüye girdikçe her daim bir çıkış yolu ve yenilik adına hemen seksenli yıllara dönülüveriliyor. Hemen nostalji adı altında daha önce beğenileni tekrar gündeme oturtuluyor. Tabi ki beğeniliyor malum tarih tekerrürden ibaretti ve Türk milleti de vefakardır ya…

Seksenlerdeki basit ve sade hayatlarımız bizlere büyük keyif veriyordu. Heyecanla beklenen cumartesi gecesi Türk filmleri, pazar sabahlarının değişmezi kovboy filmleri, her sene büyük bir merakla beklenen Eurovizyon şarkı yarışmaları, beraberliğe sevinilen Türk milli takımının futbol maçları, ailece gidilen piknikler, şeytan uçurtmaları, tüm ailenin bir arada bulunduğu bayramlar ve büyüklere, akrabalara yapılan bayram ziyaretleri gibi…

Teknolojinin gelişmesi buna bağlı ihtiyaçların çeşitlenmesi ve sürekli gelişen ortamı takip etme isteği basit ve sade bir çok zevkimizi de yok etmiştir. En basit örnek radyodan rahmetli babamla maçları dinlemek, spikerin tasvirlerini gözümde canlandırmak, başka bir stadta gol olduğu vakit yayının oraya aktarılması ve o an yaşanan merak ve heyecan, şifreli ve dekoderli yayın mantığında maçları seyretmekten çok daha keyifliydi. Futbolun endüstri olmadığı yıllardı seksenler.

Herşeye rağmen seksenleri özlüyorum ama günümüzün bu dijital hayatı da bana çok keyif veriyor. Birde seksenler de , doksanlar da ve ikibinlerde hayatta olan anne ve babam artık yoklar. Sanırım en çok onlar ile yaşadığım zamanları özlüyorum.

Özleyeceğim de…

Ama hayat bir şekilde devam ediyor…

Edecek…

Etmeli…

Kayıhan Badalıoğlu- Yetmişlerin sonu

Yorumlar

yorumlar

Hakkında Kayıhan Badalıoğlu

Ankara’da doğdum. TED Ankara Koleji’nin ardından Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü'nden mezun oldum. 1998 yılında bankacılık sektöründe başladığım profesyonel kariyerimde, 2013 yılına kadar perakende bankacılık, iç denetim, genel müdürlük ve KOBİ portföy yönetimi gibi alanlarda sorumluluklar üstlendim. 25 yılı aşan finans ve denetim tecrübemi, 2014 yılından bu yana kurumsal danışmanlık alanına taşıyarak işletmelerin ölçülebilir büyüme hedeflerine rehberlik ediyorum. Finans, pazarlama ve iş geliştirme konularındaki birikimimi, Bilgi Üniversitesi’nden aldığım Sosyal Medya Uzmanlığı eğitimiyle birleştirerek geleneksel iş disiplinini modern dijital stratejilere aktarıyorum. Profesyonel çalışmalarımın yanı sıra lise yıllarımdan bu yana müzikle ilgilenmekteyim. Yurt içi ve yurt dışı seyahatlerim sırasında edindiğim izlenimleri, fotoğraf çalışmaları ve blog yazıları aracılığıyla kayıt altına alıyorum.

İlginizi Çekebilir

Bir Zamanlar Müttefiklerdi: Donald Trump ve Elon Musk

Bir zamanlar birbirlerine kamuoyu önünde övgüler düzen Başkan Donald Trump ve Tesla CEO’su Elon Musk …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir