Müzikten Keyif Almak

Müzik ruhun gıdasıdır derler ya, gerçekten de güzel bir müzik dinlediğim zaman ruhumun arındığını vücudumun tüm moleküllerinin temizlendiğini ve ferahladığını hissediyorum.
İki kaseye biraz su koymuşlar birine Mozart dinletmişler diğerine de cadde gürültüsü. Mozart dinleyen sudaki moleküllerin ahenkle hareket ettikleri, cadde gürültüsü dinlettirilen su moleküllerinin ise biçimsiz ve tuhaf şekiller sergiledikleri mikroskop altında incelenmiş. Aynı şekilde anne karnında müzik dinletilen bebeklerin dünyaya gülerek geldikleri bile söylenmekte.
Müzik sadece eğlenmek, coşmak ve deşarj olmak için değil aynı zamanda sakinleşmek, keyif almak, güzel bir sohbet’e eşlik etmek için de güzeldir. Klasik müzik sevmeyenler hep şunu söyler, “abi ben bu müzikte hiç eğlenemiyorum”. Müzik’ten beklentiniz eller havaya coşmaksa elbette klasik müzikten böyle bir misyon beklemek yanlış olur.
Sanata yaklaşmak için büyük paralar verip dünyaca meşhur starların konserine gitmek, ünlü ressamların sergilerine katılmak gerekmiyor, sanat yaşamın her yanında, müziğe ulaşmak ise en kolayı. Radyo, internet, cep telefonu gibi kanallardan istediğiniz her an istediğiniz tarzda müziğe ulaşabiliyorsunuz. Hatta bunlar bile olmasa, kendimiz sesimiz güzel olmasa bile şarkı söyleme özgürlüğüne sahibiz, en azından duşta, denizde yüzerken.
Şarkı söylemek de dinlemek kadar rahatlatıcı, keyif verici bir duygu. Katıldığım bir nefes seminerinde, nefes eğitimi veren kişi, en doğru nefesi şarkı söylerken ve uyurken aldığımızı söylemişti. Çünkü şarkı söylerken diyaframdan nefes alırmışız ki bu nefes de aldığımız oksijen vücudumuzun her yerine eşit oranda dağılırmış.
Bir zamanlar arkadaşım müzisyen olmak istediğini ailesine söyleyince şu cevabı almış, “elalemin içki masanına meze mi olacaksın?” Gerçekten çok onur kırıcı ve aşağılayıcı bir soru ya da cevap. Malesef ülkemizde bir grup insan müziği sadece eğlence ve içki kültürüne hizmet veren bir sektör olarak düşünüyor. Oysa ki müzik evrensel bir sanat dalı, bu sektöre hizmet ettiren bilinç ise toplumun bir kısmının yozlaşmış algısı. Belki de bu insanlar müziği hayatının bir parçası haline getirmiş olsaydı, sadece içkili yerlerde değil de, parklarda sokaklarda, meydanlarda, konserkerde kaliteli müzik yapanlarla karşılasaydı, böyle bir tepki vermeyeceklerdi. Kaldı ki Mevlana ve Şems gibi tasavvuf  felsefesinin içinde müzik ve dans olan bir kültürden geliyoruz.
Bu sabah TRT Haber’de Ezgi Sütçü’nün sunmuş olduğu Parola programında Özdemir Erdoğan konuktu. Ve şunu söyledi (Cümleyi tam olarak hatırlamıyorum ancak özeti böyleydi).“Ben Müziğin ayakta dinlenip, gece mekanlarında sunulduğu yerlerde sahneye çıkmam, müziğin oturularak dinlendiği açık hava mekanları tercihim” Türkiye’de de yurt dışındaki gibi ailelerin, arkadaşların bir araya gelip, açık hava mekanlarında, piknik yerlerinde müzik dinleyebileceği yerler olmalı, o zaman müzik daha keyifli oluyor. Düşündüğümde ben de yıllar önce Hyde Park’tan bir piyano resitali dinlediğimizi anımsadım; hem amatör müzisyenlerin kendilerini tanıtma fırsatı bulduklarını hem de göldeki kuğuları izlerken keyifli bir zaman geçirdiğimizi hatırlıyorum. (En azından parklarda mangal yapıp, havaya korbonmonoksit yayan, bulaşık yıkayıp suyunu çimlere döken ve çöplerini orada bırakıp giden bir görüntü kirliliği yok).
Ben müziği günün her saatinde seviyorum, ne zaman teyzem’e gitsem sabah kalkar kalkmaz camı açtıktan sonra radyoyu açtığını görürüm ve güne heyecan ve sevinçle başlar, keza annemin ve teyzemin mutfaklarının bir kenarında radyo durur. Benim ise uyandırma alarmım radyo’dur. Gece yatmadan önce kitap okurken müzik dinlemek ise apayrı bir güzelliktir. Okurken sınavlara hazırlanırken, müziğim hep açıktır. Pazar kahvaltılarımızın arka fonu hep müzikle şenlenmiştir. Arabada giderken dinlemek ise bambaşka bir duygu veriyor insana, bir tarafta yol, bir yandan geçip gidilen manzaralar, bir yandan şarkıya eşlik eden ben.
Sanat’ın en kolay ulaşılabilir hali müzik, her an, her eğlencede, her hüzünde, her yalnızlıkta, her sevinçte, her paylaşımda daima yanımızda ve bizimle.

Hakkında Gonca Borca

Edebiyata ve sanata meraklı, gezmeyi, görmeyi, okumayı, seyahat etmeyi, yazmayı ve bunları paylaşmayı seven araştırmacı bir dünya vatandaşı.

İlginizi Çekebilir

Bon Jovi Unbroken

Bon Jovi’nin yeni şarkısı “Unbroken” kasım ayının başı itibariyle piyasaya sürüldü. Travma sonrası stres bozukluğu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir