Facebook, Instagram ve Twitter gibi sosyal medyada kendimizi kolayca ifade edebileceğimiz platformların yaygın kullanımı, bir dönemler çok popüler olan blog yazma faaliyetlerini oldukça azalttı. Sosyal medya gibi bir olgunun daha ortaya çıkmadığı, internetin gelişim sürecinde fikir ve düşünceler blog sitelerinde paylaşılırdı. Halen blogların varlığı devam etse de ilk dönemlerindeki takipçi yoğunluklarını kaybetti. İnsanlar artık dijital hayatın içinde ilgilerini çeken içerikleri oluşturan fenomen dediğimiz Twitter, Instagram ve Youtube figürlerini takip ediyorlar.
İkibinli yıllarda ” Kayıhan Dünyası ” ismiyle oluşturduğum bir blog sitesi benim de vardı. En son iki yıl önce bir yazı yazmış olsam da sanal dünyaya imzamı ilk attığım ortam olması sebebiyle bu blog benim için önemini koruyor. Aslında blog yazılarını dijital evrenin günlükleri olarak gördüm, bunun devamını ise sosyal platformlarda paylaştığımız gönderiler diyebiliriz. Temelde kendi tarihimizi ve düşüncelerimizi anlattığımız günlükleri çoğumuz hayatımızın bir bölümünde bir yerlere yazmışızdır. Ancak bu yazıları her yeni gün düzenli bir şekilde yazabilmek çok kolay olmadığından genelde günlük yazım faaliyeti devamlılık sağlamamıştır. Bu arada günlük yazılarını sosyal medyada paylaştığımız gönderilerden çok önemli bir farkı olduğunu da belirtmem gerekiyor. Günlük yazıları insanın tamamen kendi için yazdığı özel yazılar olup sosyal platform gönderileri ise istediğimiz herkes ile paylaştığımız yazılar olmakta.
Bu girişten sonra asıl gelmek istediğim nokta; uzun yıllardır sosyal medyada paylaştıklarımı biraz daha genişleterek Sosyalmedyaloji.com’da da paylaşma kararım. Böylece her ne kadar günlük olarak yazamayacak olsam da hem günlük tadını yakalamaya çalışacak hem de fikir, yorum ve kendi tarihimi buraya da aktarmış olacağım.
Bu güncel paylaşımlara başlamadan önce 2019 Ocak ayından itibaren neler yaşanmış benim gözümden, neler görmüşüm, hissetmişim kısa kısa yazayım.
2019 yılı acı bir haberle başlamıştı. Türk tiyatrosunun duayen isimlerinden Gülriz Sururi tedavi gördüğü hastanede 90 yaşında hayata gözlerini yumuyor ve ertesi gün sessiz sedasız toprağa veriliyordu. Türkiye’de bir dönem kendisini Kaldırım Serçesi ve Keşanlı Ali Destanı eserlerindeki başrolleri ile tanımıştır. “O bir küçük hanfendüüü” repliği unutulmazlar arasındadır.

2 Ocak, Türk müziğinin efsane isimlerinden Barış Manço’nun doğum günü. Kendisini Gülhane Parkı ve Bodrum Kalesi’nde iki defa seyretme şansını yakalamış biri olarak anısına aşağıdaki videoyu yapmıştım.
Ocak ayında enteresan bir Instagram hesabını paylaşmışım. Hesabın ilginçliği ise tek bir yumurta fotoğrafı paylaşımı ile ulaşılan takipçi ve beğeni sayısı. O tarihte 3 milyon takipçisi olan hesap artık görüldüğü üzere 7 milyonu geçmiş durumda. Şunu da belirteyim ki 3 milyon takipçiye tek fotoğraf paylaşımı ile ulaşılmıştı. 7,8 milyonu daha sonra paylaştıkları fotoğraflar ile yakalamışlar. Hesabın profil fotoğrafında görülen yumurta fotoğrafı da ilk paylaştıkları ve 28 milyon görüntüleme alan ( an itibariyle 53 milyonu geçmiş ) fotoğraftır.

19 Ocak 2018 tarihinde gündem Fazıl Say ve Recep Tayyip Erdoğanmış. Bir kesim Fazıl artık AKP’li oldu derken hemen sosyal medyada linçleri başlatıyorlardı. Daha komik Twitter’da “Diriliş ” melodisini Say’ın konserde çalıyor gibi yalandan montaj bile vardı ( inananlar olmuştur kesin ).
Benim düşüncem de şöyleydi ; ” Fazıl Say’ın cumhurbaşkanını konserine davet etmesini ve Erdoğan’ın da katılımını ülkenin bu atmosferinde gayet olumlu değerlendiriyorum.
En azından cumhurbaşkanının iki saatte olsa ruhu dinlenmiş, sakinlemiştir ? Say’da cumhurbaşkanlığı makamına saygısını olması gerektiği gibi göstermiştir. Fazil Say hala muhaliftir eğer bundan sonra duruşunda bir değişiklik gösterirse dönek deriz o ayrı. Ama ben sanmıyorum. Tabi önümüzde Orhan Gencebay, Yavuz Bingöl gibi örnekler de var…
Lakin bu ülkede keşke sanatı sanatçıyı hep böyle durumlar için konuşsak mahkemelerdeyken değil… ”

Ocak ayı içerisinde #10YearsChallange adıyla popüler olan benim yersiz ve anlamsız bulduğum etkinlik çok ilgi görmüştü. İnsanlar 10 yıl önceki fotoğrafları ve şimdiki fotoğraflarını sosyal medyadan paylaşmışlardı. İşte o dönem Türkiye’de türbanlarını çıkartan kadınların da fotoğraflarını
paylaşmasıyla bu sosyal medya çılgınlığı diyelim farklı bir duruma dönüşmüştü.
“Değiştim, özgürleştim” diyen türbanlı genç kızların şimdiki türbansiz hallerini gösteren fotoğraflar, sosyal medyada ilgi görmeye başlıyordu.
Bu kapsamda Mine Kırıkkanat isimli gazeteci kendi Twitter hesabından şu yorumu yapmıştı ;
“Bir süredir #10yrchallenge maskesi altında tesettürden caymış gibi yapan hanım kızların yoğun fotoğraf paylaşımı, kanımca ya adnancı ya da fettoşcu bir grubun manipülasyonu. Belki yanılıyorum, ama kuşkucu olun derim.”
Akabinde şahsım kendisine sosyal medyadan bu soruları sordum ama tabi ki kendisinin ruhu bile duymadı…
” Ey Kırıkkanat böyle bir öngörüde bulunurken acaba bir gazeteci olarak hiç bir araştırma yaptın mı ? Hangi kanıtlara dayanarak türbanını çıkaran bu insanlara adnancı, fetöşcü diyorsun. Yarın öbürgün bu kızlar senin bu iddiaların yüzünden toplumda adnancı, fetöşcü damgası yerse ne yapmayı planlıyorsun ? Birde Cumhuriyet gibi bir gazetenin yazarısın bırak özgür iradesiyle başını örten örter açan da açar sana mı kaldı ?
Eğer dediklerinin doğruluğuna inanıyorsa bunu ispat etmekle yükümlüdür bizlerde işte gazetecilik budur diyelim.
Sonuç ülke kendine gazeteci diyerek köşleri tutmuş bu tiplerle doldu. Tam yeri gelmişken Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Ahmet Taner Kışlalı, Uğur Dündar, Emin Çölaşan gibi gerçekten araştıran, gazetecilik yapan gazetecilerimize de saygılarımı gönderiyorum. Aramızda olmayanlara rahmet olanlara uzun ve sağlıklı ömürler diliyorum. ”

Ocak ayının son haftası ise benim için çok önemli bir konser oluyordu. Lise yıllarımdan tanıdığım Türk rock müzik grubu Dr.Skull 25 yıl aradan sonra bir araya geliyorlardı. 24.Ocak.2019 gecesi IF Performance Hall Beşiktaş’ta gerçekleştirilen konserde Dr.Skull üyelerine grubun şarkılarını coverlayan Dr.Razor grubu eşlik ediyordu.
Dr.Skull’a gelirsek; kendileri Türk rock-metal tarihine altın harflerle adını yazdırmışlardı. 1983 yılında Ankara’da kurulmuş olup grup üyelerinin hepsi Ankara Fen Lisesi ve Hacettepe Tıp’tan arkadaşlardır.
Grup Üyeleri; Gitar/Vokal; Murat Baştepe Gitar/Vokal; Murat Ersöz Bas; Mustafa Erman Davul/Vokal , Alper Yarangümeli’dir. Grubun üç albümü bulunmaktadır. İlk albüm; Wory Zover (1990) , ikinci albüml Rools For Fools (1992) üçüncü ve son albüm Hershey Yolunda !? (1994) albümüdür.
( Hershey Yolunda albümün de solist olarak Serdar Tuksal yer almıştır. )
Aşağıdaki video konserde kaydettiğim grubun muhteşem parçası ” War is Over ” a aittir.
Sosyalmedyaloji Sosyal Medya Haber ve Bilgi Platformu