Futbol ve Çöpe Giden Iyi Niyetler

02.Mayıs.2013 günü Fenerbahçe’nin UEFA kupası yarı final maçından önce aşağıdaki yazıyı yazmıştım malum ortamlarda;
” Seksenler ilkokul yıllarım, stadlarda seyircilerin hala ikiye bölündüğü zamanlar, Fenerbahçe ile Beşiktaş ve Galatasaray aynı derece de birbirlerine rakip ve Avrupa da esamemiz yok, ara sıra parlıyoruz. Derwall’in gelişi Avrupa arenasında Türk futbolunu biraz kımıldatıyor. Seksenlerin ikinci yarısından sonra ortaokuldayım. Fenerbahçe’nin Galatasaray’ı üç sıfır gerideyken dört gol atarak aldığı maçı Göç’te (okulumun yanında ki büfe ) seyrediyoruz, Fenerbahçe ve Galatasaraylılar karışık, gayet fanatizmden uzağız.

Aynı yıllar Galatasaray ile Neuchatel Xamax’a beş atıyor, lise bahçesinde hepimiz coşuyoruz. Doksanlar artık üniversitedeyim. Aziz Yıldırım yönetimlerinin artık futbol sevgisinin paraya çevirdiği dönemlerin başı. Papazın çayırı yok, futbol mabedlerine geçiş dönemi ve başrolde Aziz Yıldırım. Ötekileşme , cumhuriyete geçiş ve paralı müşteri çağları. Maçlarda rakip taraftarlar kümeste misali ıkışıp kakıştırıldıkları günler. Galatasaray’ın Avrupa da tarih yazma süreci. Bu sırada Aziz Yıldırım’dan kaynaklı olduğuna inandığım Fenerbahçe düşmanlığı. Benimde dahil olduğum Fenerbahçe antipatisi derken yıllar geçip gitti.

Bu akşama geldik. En büyük rakibimizin Avrupa da bizi yakalayabilme adına geldiği yolun son adımı. Türk futbolu içinse 13 yıl aradan sonra Avrupa’ya ve dünyaya tekrar kendini hatırlatma fırsatı. Real Madrid’e elenen Galatasaray’ın Avrupa da günlerce konuşulduğu bir ortamda artık bu ülkeye futbol da ikinci kupanın gelme zamanı. Tüm Fenerbahçeliler kadar heyecanla bekliyorum finali. Yolunuz Amsterdam olsun kardeşlerim.”
Aklıselim bir çok Galatasaray taraftarının da benim paralelimde düşündüğüne inanarak gayet samimi duygulardı o gün yazdıklarım. Ne yazık ki 10 gün sonraki Fenerbahçe-Galatasaray maçında yaşananlar bu yazdıklarımı çöpe attırmıştı. Kendi içimizde birbirimizi yerken Avrupa da bir olmak çok anlamsız geliyordu. Sporun ve futbolun kardeşlik demek olduğu olgusunu kabul etsek, her alanda fikir ayrılıklarının şiddetle baş gösterdiği bu dönemlerde ne güzel bir ilaç olurdu aslında bizlere…

 

 

Hakkında Kayıhan Badalıoğlu

1973 yılında Ankara'da doğdu. TED Ankara Koleji'nden sonra Anadolu Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü'nden mezun oldu. 1998 yılında "Management Trainee" olarak başladığı bankacılığı 2000-2003 yılları arasındaki özel sektör, yerel yönetimlerde finans ve dış ticaret görevlerinden sonra aralıksız olarak 2013 yılına kadar sürdürdü. Profesyonel kariyerinin 12 yılını kapsayan bankacılık döneminde sektörde faaliyet gösteren çeşitli bankaların genel müdürlük, bireysel bankacılık, teftiş kurulu, iç kontrol başkanlığı ve farklı şubelerde ticari ve KOBi portföy yönetimi görevlerinde bulundu. 2014 yılı itibariyle orta ve küçük işletmelere finans, satış, pazarlama, iş geliştirme alanlarında danışmanlık hizmeti vermeye başladı. 2015 yılında Bilgi Üniversitesi Sosyal Medya Uzmanlığı Sertifika Programını tamamladı. Çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren firmaların sosyal medya hesaplarının yönetimi, içerik geliştirilmesi, stratejik planlaması, hizmet ve markanın sosyal medyada gelişimine yönelik çalışmalar yapmakta ve işletmelerin web sitelerinin yönetimi konusunda hizmet vermektedir. Lise yıllarında başlayan müzik faaliyetlerine amatör olarak devam etmekte olup hobi olarak blog yazarlığı ve dijital fotoğrafçılık ile ilgilenmektedir.

İlginizi Çekebilir

Yok Artık LeBron James

Şüphesiz LeBron James NBA tarihinin en büyük oyuncularından biridir. Yetenekleri, hakimiyeti ve sahada ki etkisi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir