ABD’de Trump Döneminde Turizm Alarm Veriyor

Uzun yıllar boyunca Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinden gelen turistler için cazip bir destinasyon olan Amerika Birleşik Devletleri, Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde uluslararası turistler açısından cazibesini kaybetmeye başladı. Özellikle Almanya’dan gelen ziyaretçilerin sayısında ciddi düşüşler yaşanırken, Avrupa genelinde ABD’ye yönelik seyahat ilgisinde kayda değer bir azalma görülüyor.

Seattle’da yaşadıkları bir sınır kontrolü olayı sonrası görüşlerini paylaşan Avusturyalı Kreil çifti, ABD’ye daha önce birçok kez seyahat etmelerine rağmen bu defa sınırda “açıklama yapılmadan” 20 dakikalığına gözaltına alındı. Tatillerine Hawaii’de devam eden çift, bu deneyimi “keyfi” ve “yakışıksız” olarak nitelendirerek, bir daha Amerika’yı tercih etmeyeceklerini belirtti.

Benzer vakalar artıyor: Rostock’tan Hawaii’ye giden Alman öğrenciler, otel rezervasyonu olmadıkları gerekçesiyle saatlerce gözaltında tutulduktan sonra ülkelerine geri gönderildi. Berlinli dövme sanatçısı Jessica Brösche, yanında dövme ekipmanları olduğu gerekçesiyle ABD’de altı hafta sınır dışı edilme merkezinde tutuldu. Trump karşıtı mesajlar içeren cep telefonu bulunan bir Fransız bilim insanının da ülkeye girişine izin verilmedi.

ABD’nin katılaşan sınır politikaları; LGBTQ+ bireyler, siyahlar, Asyalılar ve göçmenler üzerindeki baskılarıyla birleşince, ülkenin demokratik ve özgürlükçü imajı ciddi şekilde zedelendi. Almanya, Danimarka ve Finlandiya, ABD’ye seyahat edecek vatandaşlarını özellikle trans bireyler için uyarırken; Alman Dışişleri Bakanlığı da “yanlış bilgi vermek ya da vize süresini aşmak” gibi durumların gözaltı ve sınır dışı ile sonuçlanabileceğini resmi olarak duyurdu.

Turizm Verilerinde Sert Düşüş

Amerikan Turizm İdaresi’nin 2025 yılı için öngördüğü %9’luk artışın aksine, uluslararası ziyaretçi sayısında %10’luk düşüş yaşanacağı tahmin ediliyor. Oxford Economics’in raporuna göre, analiz edilen 184 ülke arasında turizm gelirlerinde düşüş beklenen tek ülke ABD. Sadece Almanya’dan gelen turist sayısı yılın ilk beş ayında %8 azaldı. Bu oran Hollanda’da %11, Belçika ve Norveç’te ise %6,5 olarak kaydedildi.

Kanada sınır kapılarından geçen ziyaretçi sayısında da büyük düşüşler yaşanırken, New York gibi büyük turistik şehirler bu yıl beklenenden %17 daha az yabancı ziyaretçi ağırlayacağını öngörüyor. Brand USA adlı ulusal turizm tanıtım ajansının bütçesinin 100 milyon dolardan 20 milyona düşürülmesi de eleştirilerin hedefinde. Bu kesinti, Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz’un “israfın önlenmesi” gerekçesiyle savunuldu.

Ekonomik Etkiler

Uluslararası ziyaretçilerin 2025 yılında ABD’de 2024’e kıyasla 12 milyar dolar daha az harcama yapacağı öngörülüyor. Bu da pandemi öncesi seviyelere göre %20’lik bir düşüş anlamına geliyor. Hilton ve diğer büyük otel zincirleri kâr hedeflerini aşağı çekerken, Expedia gibi çevrimiçi rezervasyon platformları da uluslararası rezervasyonların %7 azaldığını, Kanada’dan gelen rezervasyonların ise üçte bir oranında düştüğünü açıkladı.

Delta, United ve Virgin Atlantic gibi büyük hava yolları da benzer şekilde rezervasyonlardaki durgunluktan şikayetçi. Lufthansa CEO’su Carsten Spohr her ne kadar ABD hattının güçlü olduğunu söylese de, içeriden gelen bilgiler uzun vadeli rezervasyonlarda özellikle Almanya’dan gelen yolcular açısından düşüş yaşandığını ortaya koyuyor.

Amerika “Hoş Geldiniz” Değil, “Kapalıyız” Diyor

Dünyanın en büyük turizm ekonomisine sahip olan ABD, bu yıl yalnızca ekonomik açıdan değil, uluslararası itibarı açısından da yara alıyor. Dünya Turizm ve Seyahat Konseyi CEO’su Julia Simpson’un sözleriyle: Diğer ülkeler kapılarını açarken, ABD ‘kapalı’ tabelasını asıyor.

ABD’nin önceki yıllarda öne çıkan “özgürlükler ülkesi” imajı yerini güvensizlik ve keyfiyet algısına bırakırken, turistler farklı rotalara yönelmeye başladı. Turizm sektörü açısından alarm zilleri çalarken, bu durum aynı zamanda ABD’nin küresel yumuşak gücünün de erozyona uğradığını gösteriyor.

Kaynak : Spiegel

Yorumlar

yorumlar

Hakkında Kayıhan Badalıoğlu

Ankara’da doğdum. TED Ankara Koleji’nin ardından Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü'nden mezun oldum. 1998 yılında bankacılık sektöründe başladığım profesyonel kariyerimde, 2013 yılına kadar perakende bankacılık, iç denetim, genel müdürlük ve KOBİ portföy yönetimi gibi alanlarda sorumluluklar üstlendim. 25 yılı aşan finans ve denetim tecrübemi, 2014 yılından bu yana kurumsal danışmanlık alanına taşıyarak işletmelerin ölçülebilir büyüme hedeflerine rehberlik ediyorum. Finans, pazarlama ve iş geliştirme konularındaki birikimimi, Bilgi Üniversitesi’nden aldığım Sosyal Medya Uzmanlığı eğitimiyle birleştirerek geleneksel iş disiplinini modern dijital stratejilere aktarıyorum. Profesyonel çalışmalarımın yanı sıra lise yıllarımdan bu yana müzikle ilgilenmekteyim. Yurt içi ve yurt dışı seyahatlerim sırasında edindiğim izlenimleri, fotoğraf çalışmaları ve blog yazıları aracılığıyla kayıt altına alıyorum.

İlginizi Çekebilir

Açık Finansın İki Yüzü: ABD ve Türkiye Karşılaştırması

Açık finans (open finance), finansal verilerin API‘lar aracılığıyla güvenli paylaşımını sağlayan ve tüketicilere daha erişilebilir …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir