Dünya tarihin en büyük ekonomik krizlerinden bir tanesi 2008 yılının Eylül ayında gerçekleşti. Kriz pek çok büyük şirketin batmasına neden oldu. Söz konusu batan şirketler arasında en büyüğü aktif olarak 623 milyar USD büyüklüğe sahip olan 158 yıllık yatırım şirketi Lehman Brothers’dı. Lehman Brothers’ın batması ile kriz patlak verdi ve ABD ile birlikte tüm dünyayı etkiledi.
Henry Lehman tarafından 1844’te ABD’nin Alabama eyaletinde kurulan işletme, Goldman Sachs, Morgan Stanley ve Merril Lynch’ten sonra en büyük dördüncü yatırım bankası olmayı başarmıştı.
1929 Büyük Buhran sırasında çöken borsada ucuzlayan hisseleri toplayan Lehman Brothers bu yolla büyük bir büyüme elde etmiştir.
2000lerde hızlı büyümesine devam eden şirket 2007 yılında ABD konut piyasasındaki çöküş ve ‘’Subprime Mortgage ‘’ kredilerinin geri ödenmemesi ile başlayan krizde bu süreci atlatamayarak iflas etmiştir.

2008 yılında ABD’de yaşanan krizin sebeplerine gelirsek;
ABD’de emlak borsasının yükselmesi ile bankalar düşük seviyeye çektikleri kredi derecelendirmeler sonucunda hızla ve uygun faizler dahilinde ‘’Subprime Mortagage ‘’ olarak adlandırılan konut kredilerini vermeye başladılar. Borçların geri ödenmemesi halinde varlıkların kendi bünyelerine geçeceğini ve bu varlıkları satarak her halükarda kar edeceklerini düşünen bankalar düşük gelirli birçok aileye büyük bir iştahla kredi dağıttılar. Piyasa mevcut koşullarının iyi olarak seyretmesi bu durumun uzun süre boyunca devam edeceği beklentisini oluşturdu ve kullandırılan kredi miktarları zamanla daha da arttı. Konut kredilerine olan talebin artışı ihtiyaçtan daha fazla konut inşa edilmesine neden oldu. Hatta bazı kişi ve kuruluşlar spekülatif amaçla konut kredisi kullanarak konut edindiler.
Bu krediler borsada alınıp satılan tahvillere dönüştürüldü. Söz konusu tahviller ticaret ve yatırım bankaları tarafından yüksek hacimli olarak alınıp satılmaya başladı.
Tahvil; devlet hazinelerinin ya da anonim şirketlerin kendilerine kaynak bulabilmek amacıyla, gelecekte elde edecekleri gelirleri teminat olarak göstererek çıkardıkları,1 ila 10 yıl arasında vadesi olduğu için orta ve uzun vadeli, faiz getirili borç senetleridir.
Kredi borçlarını tahvil haline getirerek satan finans kuruluşları borç yükünden kurtuldukları için yeni krediler vermeye başladılar. Krediyi veren kuruluşun borcu tahvilller yoluyla elden çıkarması dolayısıyla kredilendirme aşamasında kişinin borcunu ödeyip ödeyemeyeceği hususuna çok dikkat etmiyordu. Bu dönemde devletin de etkin bir denetim mekanizması mevcut değildi. 2008 yılının son çeyreği ile faizlerin yükselmesi kredi kullanan kişilerin borçlarını ödeyemez hale gelmesine yol açtı. Yapılmayan ödemeler fonların değerini düşürünce bu kredilerden oluşan tahvillere en çok sahip olan finans kuruluşları da iflas etti.

O dönemin Merkez Bankası Başkanı Alan Greenspan yaşanan krizi “Yüzyılın Krizi” olarak adlandırmıştı. Kriz ABD ile birlikte Avrupa’yı da ciddi olarak etkiledi. Bu süreçte dünya genelinde birçok banka battı ve devlet ve özel şirketlere satıldı. Çok sayıda insan işsiz kaldı.

ABD ekonomisi ile ilgili başka bir yazımıza da buradan ulaşabilirsiniz.
Sosyalmedyaloji Sosyal Medya Haber ve Bilgi Platformu