Yargı, Siyaset ve İktidar Mücadeleleri

Yargı, siyaset ve iktidar mücadeleleri, 21. yüzyılda dünya genelinde demokrasinin karşılaştığı çeşitli sınamaların merkezinde yer alıyor. Latin Amerika’dan Güney Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada, yargı müdahaleleri, siyasi tutuklamalar, tartışmalı seçimler ve halk hareketleri, demokratik kurumların kırılganlığını ve siyasi istikrarın ne denli tehdit altında olduğunu gözler önüne seriyor.

Brezilya’da Luiz Inácio Lula da Silva’nın 2018’deki tartışmalı tutuklanması, Pakistan’da İmran Han’ın 2023’teki benzer süreci ve Venezuela’da 2019’da yaşanan çifte iktidar krizi, bu küresel eğilimin çarpıcı örneklerini sunmaktadır. Bu üç vaka incelemesi, yargının siyasallaşmasının, seçim süreçlerine müdahalenin ve otoriterleşme eğilimlerinin, demokrasinin temel prensiplerini nasıl aşındırabileceğini ve toplumsal kutuplaşmayı nasıl derinleştirebileceğini mercek altına alıyor.

Brezilya – Lula da Silva’nın Tutuklanması (2018)

2018 yılında Brezilya, siyasi tarihinin en tartışmalı olaylarından birine sahne oldu: Eski Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva‘nın tutuklanması. “Lava Jato” (Büyük Temizlik Operasyonu) operasyonu kapsamında yolsuzluk suçlamalarıyla hapse atılan Lula, ülkede yargının siyasallaşması, demokratik süreçlerin baltalanması ve siyasi kutuplaşmanın derinleşmesi tartışmalarını alevlendirdi. Bu olay, sadece Brezilya’yı değil, uluslararası kamuoyunu da etkileyerek yargının siyasi müdahale aracı olarak nasıl kullanılabileceğini gözler önüne serdi.

Olayın Gelişimi ve Siyasi Sonuçları

Nisan 2018’de Lula, OAS adlı bir inşaat firmasından Guarujá şehrinde üç katlı bir yazlık evi rüşvet olarak aldığı iddiasıyla tutuklandı. Lula, yolsuzlukla suçlanmasına rağmen, 2018 başkanlık seçimlerinde kamuoyu yoklamalarında en güçlü aday konumundaydı. Ancak tutuklanması, onun seçimlere katılmasını fiilen engelledi ve aşırı sağcı Jair Bolsonaro’nun önünü açtı. Bolsonaro, kampanyasını yolsuzlukla mücadele ve “düzen ve güvenlik” temaları üzerine kurarak seçimi kazandı. Böylece Brezilya, sağa yönelen bir siyasi değişim sürecine girdi.

Luiz Inácio Lula da Silva

Lula’nın mahkumiyet süreci başından beri tarafsızlık tartışmalarına yol açtı. Soruşturmayı yürüten yargıç Sergio Moro, tarafsızlığı sorgulanan bir isim haline geldi. 2019 yılında Moro, Bolsonaro hükümetinde Adalet Bakanı olarak görev alarak bu şüpheleri daha da güçlendirdi. 2020’de The Intercept Brasil tarafından sızdırılan mesajlar, Moro’nun savcılarla gizli işbirliği yaptığını, soruşturma sürecini yönlendirdiğini ve Lula’nın mahkumiyetini sağlamak için çaba gösterdiğini ortaya koydu. Bu durum, yargının siyasallaştığına dair iddiaları daha da güçlendirdi ve Brezilya’da hukukun bağımsızlığı konusundaki tartışmaları derinleştirdi.

Lula’nın Siyasi Geri Dönüşü

2021 yılında Brezilya Federal Yüksek Mahkemesi (STF), Lula hakkındaki tüm mahkumiyet kararlarını iptal etti. Mahkeme, Sergio Moro’nun yargılamada tarafsızlığını kaybettiğine ve Lula’nın adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Bu karar, Lula’nın siyasi haklarını geri kazanmasını sağladı ve 2022 seçimlerinde aday olmasının önünü açtı.

Beklenildiği gibi, Lula 2022 başkanlık seçimlerine katıldı ve Jair Bolsonaro’yu kıl payı bir farkla mağlup ederek yeniden Brezilya Devlet Başkanı seçildi. Böylece Lula, siyasi sahnede büyük bir geri dönüş gerçekleştirdi.

Lula’nın tutuklanması ve ardından gelen süreç, Brezilya siyasetinde derin bir kutuplaşmaya yol açtı. Bu olay, yargının siyasete müdahalesinin toplumsal bölünmeyi nasıl derinleştirebileceğini gösterdi. Lula’nın yeniden seçilmesi, Brezilya’da demokratik süreçlerin hala işleyebileceğine dair bir umut ışığı oluşturdu. Ancak bu olayın mirası, yargının siyasallaşması, hukukun araçsallaştırılması ve demokratik kurumların bağımsızlığı konularında küresel düzeyde önemli dersler içeriyor. Brezilya’daki bu gelişmeler, dünyada yargının ve hukukun siyasi mücadelelerde nasıl kullanılabileceğine dair kritik bir örnek olarak tarihe geçti.

Pakistan – İmran Han’ın Tutuklanması (2023)

2023 yılında Pakistan, eski Başbakan İmran Han’ın tutuklanmasıyla derinleşen bir siyasi krizin merkezine sürüklendi. “Toshakhana” davası ekseninde ortaya çıkan yolsuzluk suçlamaları, Han’ın tutuklanmasına yol açarak ülke genelinde geniş çaplı protestoları, tartışmalı seçimleri ve demokratik kurumların işleyişine yönelik ciddi eleştirileri tetikledi.

Toshakhana Davası

Krizin fitilini ateşleyen olay, “Toshakhana” davası oldu. Toshakhana, Pakistan devlet geleneğinde, devlet görevlilerine verilen hediyelerin kaydedildiği ve saklandığı resmi bir depodur. Yasalara göre, bu hediyelerin devlete bildirilmesi veya sembolik bir bedel ödenerek satın alınması gerekmektedir. İmran Han, başbakanlığı döneminde aldığı değerli devlet hediyelerini usulüne uygun şekilde beyan etmemek ve yasalara aykırı olarak düşük değerle satın alıp yüksek fiyatla satmakla suçlandı.

5 Ağustos 2023 tarihinde, İmran Han Toshakhana davasında yargılandı ve yolsuzluk suçlamasıyla 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aynı gün, Lahor’daki konutundan tutuklanarak cezaevine gönderilmesi, Pakistan siyasetinde deprem etkisi yarattı.

İmran Han

İmran Han’ın tutuklanması, lideri olduğu Pakistan Tehreek-e-Insaf (PTI) partisi ve milyonlarca destekçisi tarafından büyük bir öfke ve tepkiyle karşılandı. Tutuklamanın hemen ardından, PTI taraftarları ülke genelinde geniş çaplı ve şiddetli protesto gösterileri başlattı. Göstericiler, Han’ın serbest bırakılmasını talep ederken, tutuklamanın siyasi motivasyonlu olduğunu ve yargının siyasallaştığını savundu.

Protestolar zamanla kontrolden çıkarak şiddet olaylarına dönüştü. Öfkelenen kalabalıklar, özellikle askeri tesisleri ve sembol binaları hedef aldı. Rawalpindi’deki Genelkurmay Karargahı ve Lahor’daki Kolordu Komutanlığı gibi önemli askeri yapılar saldırıya uğradı, yağmalandı ve ateşe verildi. Bu, Pakistan tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir durumdu ve ordunun büyük tepkisini çekti.

Pakistan ordusu ve hükümeti, protestolara sert bir şekilde müdahale etti. Protestolar şiddetle bastırılırken, güvenlik güçleri binlerce PTI taraftarını tutukladı. Hükümet, protestoları organize edenlere karşı geniş çaplı operasyonlar başlattı ve medya üzerinde ağır bir sansür uygulayarak haber akışını kısıtladı.

Tartışmalı 2024 Genel Seçimleri

Siyasi baskıların ve kutuplaşmanın gölgesinde, Pakistan 8 Şubat 2024 tarihinde genel seçimlere gitti. İmran Han ve PTI, seçimlere katılım konusunda çeşitli engellerle karşılaştı. PTI adayları, parti amblemiyle yarışmaları engellendiği için bağımsız adaylar olarak seçimlere katılmak zorunda kaldı.

8 Şubat 2024’te yapılan seçimlerde, bağımsız adaylar (çoğunluğu PTI destekli) beklenmedik bir başarı elde etti. Ancak, seçim sonuçlarının açıklanmasında yaşanan gecikmeler ve usulsüzlük iddiaları, seçim sürecini büyük ölçüde tartışmalı hale getirdi. PTI ve destekçileri, seçim sonuçlarının manipüle edildiğini ve oyların çalındığını öne sürerek seçimlere hile karıştırıldığını iddia etti.

Tartışmalı seçim sonuçlarına rağmen, Pakistan’ın geleneksel siyasi partileri olan Pakistan Müslüman Ligi-Nawaz (PML-N) ve Pakistan Halk Partisi (PPP) koalisyon hükümeti kurma kararı aldı. PTI ise, seçim sonuçlarını tanımayarak ve hile iddialarını sürdürerek muhalefet pozisyonunu benimsedi.

Seçim Sonrası Siyasi Belirsizlik ve Yargı Kararları

Seçimlerin ardından Pakistan siyaseti derin bir belirsizlik ve kutuplaşma ortamına girdi. İmran Han ve PTI, seçim sonuçlarını protesto etmeye ve yargı yoluyla hukuki mücadelelerini sürdürmeye devam etti. Ancak, Pakistan yargısı İmran Han aleyhindeki davalarda peş peşe kararlar almaya devam etti.

Son olarak, İmran Han, Toshakhana davasının yanı sıra farklı yolsuzluk iddialarıyla da yargılandı. Bir arsa yolsuzluğu davasında da mahkeme tarafından 14 yıl hapis cezasına çarptırılırken, eşi Büşra Bibi’ye aynı davada 7 yıl hapis cezası verildi. 2023 Ağustos ayından beri cezaevinde tutuklu bulunan İmran Han, tüm suçlamaları reddederek, kendisinin ve eşinin siyasi nedenlerle hedef alındığını ve masum olduklarını savunmaya devam ediyor.

Demokratik Kurumlar ve Geleceğe Yönelik Endişeler

İmran Han’ın tutuklanması, protestolar ve tartışmalı seçim süreci, Pakistan’da ordunun siyasi rolü ve yargının bağımsızlığı konularındaki endişeleri daha da artırdı. PTI destekçileri ve bazı uluslararası gözlemciler, yargının siyasi baskı altında hareket ettiğini ve seçim sonuçlarının manipüle edildiğini iddia ederek, Pakistan’daki demokratik kurumların işleyişine duyulan güvenin ciddi şekilde sarsıldığını vurguladı.

Pakistan örneği, kurumsal güçlerin siyasete müdahalesinin demokratik değerleri ve hukukun üstünlüğünü nasıl zedeleyebileceğini ve seçimlerin şeffaflığına duyulan güvenin, siyasi sistemin meşruiyetini korumak için ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Pakistan’ın bu zorlu süreçten nasıl çıkacağı ve demokrasisini yeniden inşa edip edemeyeceği, ülkenin geleceği açısından kritik önem taşımaktadır.

Venezuela – Juan Guaidó Krizi (2019)

2019 yılında Venezuela, siyasi ve ekonomik krizlerin derinleşmesiyle benzeri görülmemiş bir çifte iktidar krizi yaşadı. Muhalefet lideri Juan Guaidó, anayasal dayanaklara sığınarak kendisini geçici devlet başkanı ilan etti. Bu durum, hem Venezuela içinde hem de uluslararası arenada büyük bir bölünmeye yol açtı. Amerika Birleşik Devletleri ve çoğu Batı ülkesi Guaidó’yu tanırken, Rusya, Çin ve Türkiye gibi ülkeler ise Nicolás Maduro yönetimine desteğini sürdürdü.

Venezuela’daki çifte iktidar krizinin kökleri, Maduro’nun otoriterleşen yönetimi, ekonomik çöküş ve tartışmalarla geçen 2018 başkanlık seçimlerine dayanmaktadır.

Maduro’nun Yönetimi ve Otoriterleşme: Hugo Chávez’in 2013’teki ölümünün ardından iktidara gelen Nicolás Maduro, muhalefeti baskı altına alarak ve devlet kurumları üzerindeki kontrolünü artırarak yönetimini sürdürdü.

Ekonomik Kriz ve Hiperenflasyon: Venezuela, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip olmasına rağmen, düşün petrol fiyatları, yolsuzluk ve yanlış ekonomi politikaları nedeniyle büyük bir ekonomik kriz yaşadı.

2018 Seçimleri ve Meşruiyet Tartışmaları: Maduro’nun kazandığı 2018 başkanlık seçimleri, muhalefet liderlerinin engellenmesi ve usulsüzlük iddiaları nedeniyle uluslararası toplum tarafından gayrimeşru kabul edildi.

Juan Guaidó’nun Geçici Devlet Başkanlığını İlanı

2019 Ocak ayında, Venezuela Ulusal Meclisi’nin başkanı olan Juan Guaidó, Anayasa’nın 233. maddesine dayanarak kendisini geçici devlet başkanı ilan etti. Muhalefet, 2018 seçimlerinin gayrimeşuruluğuna vurgu yaparak bu kararı meşru gösterdi. Ancak, bu ilan Venezuela’da siyasi gerilimi doruğa çıkardı.

Juan Guaidó

Uluslararası Tepkiler ve Destekler

ABD, Kanada, çoğu Avrupa ve Latin Amerika ülkesi Juan Guaidó’yu resmen tanıyarak destekledi. Öte yandan, Rusya, Çin, Türkiye, Küba ve İran gibi ülkeler Nicolás Maduro’nun meşru lider olduğunu savundu. Bu süreçte, ABD Maduro yönetimine karşı ekonomik yaptırımlar uygulayarak onu görevden ayrılmaya zorlamaya çalıştı, ancak bu strateji beklenen sonucu vermedi.

Ordu Faktörü ve İç Siyasette Mücadele

Maduro, ordu ve devlet kurumları üzerindeki kontrolünü koruyarak iktidarda kalmayı başardı. 2019 boyunca Venezuela’da protestolar ve askeri kalkışma denemeleri oldu ancak bunlar Maduro’nun yönetimini sarsamadı.

Nicolás Maduro

Krizin Sonuçları ve Guaidó’nun Etkisinin Azalması

Maduro’nun İktidarını Konsolide Etmesi: Ordu ve devlet kurumlarını elinde tutarak 2019 krizi sonrasında iktidarını daha da güçlendirdi.

Muhalefetin Zayıflaması: Uluslararası desteklere rağmen Guaidó, zamanla etkisini kaybetti ve muhalefet bölünmeye başladı.

Ekonomik Çöküş ve Göç: Venezuela’daki ekonomik kriz derinleşti ve milyonlarca kişi ülkeden kaçmak zorunda kaldı.

2019 Venezuela krizi, uluslararası politikada büyük yankı uyandırmasına rağmen, devlet kurumlarını ve orduyu kontrol eden Maduro’nun iktidarını sürdürmesiyle sonuçlandı. Bu olay, uluslararası baskının bir lideri devirmekte yeterli olmadığını ve iç dinamiklerin daha belirleyici olduğunu gösterdi. Venezuela hala ekonomik ve siyasi krizlerle boğuşmaya devam ederken, 2019’daki çifte iktidar krizi, bu ülkenin geleceği üzerinde kalıcı etkiler bırakmış durumda.

Brezilya, Pakistan ve Venezuela’daki bu siyasi krizler, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin küresel ölçekte karşılaştığı zorlukları çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır. Her üç örnekte de, yargının siyasete müdahalesi, seçim süreçlerinin tartışmalı hale gelmesi ve güçlü kurumların siyasi rekabette taraf olması, demokratik kazanımları ciddi şekilde tehdit etmiştir. Bu vakalar, dünya genelinde demokrasiyi güçlendirmek ve otoriterleşme eğilimlerine karşı koymak için, yargı bağımsızlığının korunması, seçim süreçlerinin şeffaflığının sağlanması ve siyasi diyalogun teşvik edilmesinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha hatırlatmaktadır.

Sovyetler Birliği’nin Dağılması ” hakkındaki yazımıza da buradan ulaşabilirsiniz.

Yorumlar

yorumlar

Hakkında Kayıhan Badalıoğlu

Ankara'da doğdum. Eğitimimi TED Ankara Koleji'nde tamamladıktan sonra Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nden Ekonomi bölümünden mezun oldum. Profesyonel kariyerime 1998 yılında bankacılık sektöründe Yönetici Adayı olarak başladım ve 2000-2003 yılları arasında özel sektörde ve yerel yönetimde finans ve dış ticaret alanlarında görevler aldım. 2013 yılına kadar, önde gelen bankacılık kuruluşlarında genel müdürlük, perakende bankacılık, denetim kurulu, iç kontrol başkanlığı ve KOBİ portföy yönetimi gibi çeşitli pozisyonlarda bulundum. 2014 yılından bu yana, küçük ve orta ölçekli işletmelere finans, satış, pazarlama ve iş geliştirme konularında danışmanlık hizmetleri vermekteyim. 2015 yılında Bilgi Üniversitesi'nden Sosyal Medya Uzmanlığı Sertifikası aldım ve bu sayede işletmelere sosyal medya stratejisi, içerik oluşturma ve dijital büyüme konularında, web sitesi yönetimi danışmanlığının yanı sıra rehberlik etme imkanı buldum. Profesyonel çabalarımın ötesinde, lise yıllarımda başlayan müzik tutkumu sürdürmekteyim. Ayrıca, hayatıma denge ve keyif getiren yaratıcı birer çıkış noktası olarak blog yazmaktan ve amatör olarak fotoğraf çekmekten hoşlanıyorum.

İlginizi Çekebilir

Antik Kökenlere Sahip Beş Ünlü Kent

Tarih boyunca kentler, yalnızca coğrafi birer yerleşim değil; imparatorlukların kalbi, kültürel değişimin sahnesi ve dini …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir