Londra’dan Tayland’a Manda Yolculuğu

1998 yılını Londra’da geçirmiştim, güzel ve verimli bir yıl olmuştu benim için. Sadece yabancı dilimi geliştirmek için değil,  yepyeni bir kültür tanıyarak dünyanın dört bir yanından arkadaşlar edinmek de oldukça keyifli bir deneyimdi.  Zaman  zaman  biraz özlesem de bir daha görmek kısmet olmadı. Özellikle yemyeşil parklarını, pırıl pırıl sokaklarını ve şipşirin evlerini özlemedim diyemem.

Geçen sene Bangkok’a geldiğimde burası ile Londra arasında ilginç bir benzerlik sezdim, her yer  İngiliz ve İngiliz tarzı mekanlarla doluydu. Sokaklar bangır bangır İngilizce şarkılardan yıkılıyordu. Elbette Tayland’ın kendi kültürü çok farklı olsa da  Tayland acaba İngiliz sömürgesi mi diye düşündüm, Bilmiyorum siz de bu yazdıklarımı okuyunca aynı şeyi düşünecek  misiniz.

Bangkok sokaklarını arşınlarken Londra’da bulunan meşhur Boot’s mağazalarından neredeyse her sokakta vardı, bir batılının kişisel bakım ihtiyaçlarını karşılayabilecek türden her türlü malzeme satılıyordu. Hemen bir tanesine girip kulak tıkacı ve güneş koruyucu kremi aldım çıktım.

Yemek menüleri, bazı levhalar pek çok yerde İngilizce yazıyordu, kuaförleri  İngiliz kadınlarla doluydu. Otel müdürü İngiliz bir genç çocuktu oldukça yardımcı oldu. Sabahın 5’inde gezi dolmuşuna binerken sarhoş ve çırılçıplak iki ingilizin bağıra çağıra şarkılar söyleyip şımarıklıkları karşısında Tayland polisi hiç aldırış bile etmedi. Zaman zaman meyve bahçelerinden geçerken firma isimlerinin de yabancı oldukları gözümden kaçmadı. Halk o kadar batı hayranlığı içinde ki, neredeyse her sokak da bulunan  Boots ve 7eleven mağazalarında cilt beyazlatıcı kremler ve avm’lerde ise gözleri büyütücü lensler satılıyordu.

Tabi ki her sokakta mutlaka bir masaj salonu olduğunu görünce tahminimce burada her beş kişiden biri masajla geçimini sağlıyor galiba dedim. Masaj salonuna bile gerek yok, plajlarda gezici masöz ve masörler geziyorlar, türk parasıyla 20 liraya ayak masajı, sırt masajı yapıyorlar, hem de öyle burun bükerek değil ayıla bayıla, sırıta sırıta. Sokaklarda yeme içme yaygın, bütün sokaklar sarımsak, safran gibi baharat kokuyor. Ve dedim ki yine “diğer beş kişiden biri de yemek yapıyor” demek ki. Gece hayatını bilmiyorum ama çocuk seks işçileri ve  ladyboylar adını dünyaya duyurmuş olduklarından belki de her beş kişiden biri bu işle uğraşıyor. Kalan diğer beşte iki ise beyaz yakalı okumuş grup, evsizler, tapınak görevlileri, rahipler, esnaflar ve diğer çalışanlar olabilir sanırım. Beyaz yakalı kesimin çoğu batılı firmalarda çalışıyor. Eh durumları diğerlerinden hallice ve biraz daha memnunlar.  Bu arada bu beşte biri varsayımı benim tahminim, bir yerden alınmış bir bilgi değil. Yalnız üzücüdür ki  O kadar çok evsiz, dilenci ve dolandırıcı var ki hemen hemen her kaldırımda ve parkta var gibiler.

Burası Euro, dolar ya da pound kazanan bir batılı için kesinlikle bir cennet. Türk parası bile bir Thai baht’ına göre 10 kat daha değerli neredeyse. Taptaze ve çeşit çeşit deniz ürünleri, harika bir iklim (kış mevsimi ve soğuk hiç yok),  envai çeşit  tropik meyve, ucuza yeme içme -konaklama imkanı,  masaj hizmetleri ve mükemmel plajları ile harika bir yer. Tayland üstelik vize de istemiyor.

Öte yandan kendi halkı için Tayland pek de cennet değil.  Tayland  Krallıkla yönetiliyor ve nerdeyse Krallarına tapıyorlar. Hatta eski bir krallarının heykelinin önünde, dilek dileyip, dua edenleri görünce şaşırdım. Hemen bana bir mum verip, krallarından dilek dilememi onun Tanrı gibi olduğunu, dileklerimin gerçekleşeceğini söylediler. Ben de kırmadım, heykelin önündeki mumlardan ve güllerden alıp gösterilen yere bıraktım, yüzlerindeki müteşekkir ifadeyi hala hatırlıyorum.

Hemen hemen her  cadde ve bulvarlar Kral ve ailesinin resimleri ile dolu. Kral’ın evlendiği günden kalan fotoğraflar, çocuğunu gezdirirken, ata binerken vs vs aile resimleri ile dolmuş. Kral belki de ölmüştür şu an ama resimler en az 40 sene öncesinindi. Doğu ülkelerinde ve özellikle Ortadoğu ülkelerinde Lider’e tapma tapınma hali halen bazı ülkelerde devam ettiği gibi burada da sürüyor.

Bangkok’da deniz, kum, meyve, güneş ve masajdan sonra tabi ki Budha tapınakları gezilecek en önemli tarihi ve turistik yerler. Bu tapınakların etrafı sağı solu dolandırıcılarla dolu olsa da hatta iki kere dolandırıcılar tarafından çarpılsam da, tapınaklar gezilmeye değerdi. Gerçekten muhteşem ve çok ihtişamlılar. Hele ki altın kaplama ile yapılmış uzanan Buda heykeli çok etkileyici idi.

Bu kadar ihtişamlı tapınaklar ve dünyanın sayılı büyük AVM’leri buradayken, arka sokaklarında yaşayan, tuhaf gecekondularında barınan insanlar da azımsanmayacak şekilde çoklar. Ve oldukça sefil halde yaşıyorlar.

Tayland İngiltere’nin mandası değil belki,  Singapur ve Hongkong  gibi bir dönem İngiliz yönetimine de girmemiş ama sihirli bir el buralarda dolaşmış belli, belki de bir üst akıl dengeleri eline almış. Mandacılık yerine ekonomik sömürü uygulanmış. Bir ülkenin ekonomik sömürü haline gelmesi için önce parasının değeri düşüyor, sonra yerel şirketler çok ucuza yabancılara satılıyor.

Üst akıl genelde her kafadan ses ile uğraşmak ya da yeni bir yönetim düzeni kurmaktansa muhatap olacağı tek bir kişi ve ona sorgusuz itaat eden bir halk istiyor. O kişi ise zamanında halkı için döviz ile borçlanıp, yollar, köprüler yaptığı için bu kadar borç altındayken kendisinden istenen her türlü talebi onaylıyor ve onaylatıyor.  Ekonomik sömürü işte böyle başlıyor, ne gerek var sıcak savaşa, manda yönetimi kurmaya bu devirde.

tayland1

Fotoğraflar Saltuk Karahan tarfından çekilmiştir.

Saltuk Karahan fotoğraflarına, http://www.travelandphoto.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Hakkında Gonca Borca

Edebiyata ve sanata meraklı, gezmeyi, görmeyi, okumayı, seyahat etmeyi, yazmayı ve bunları paylaşmayı seven araştırmacı bir dünya vatandaşı.

İlginizi Çekebilir

Burger King Sevgililer Günü Kampanyası

Dünya üzerindeki ürün ve hizmet satan paydaşların bir kısmının dörtgözle beklediği 14 Şubat Sevgililer Günü’ne …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir