Küçük Bir Hatırlatma

Hayat bazen öyle bir hızla akar ki, zamanın peşinden koşarken fark etmeden en temel duygularımızı yitiririz.
Bir sabah telaşı, bir akşam yorgunluğu derken kalplerimiz arasındaki mesafeler büyür, bakışlarımız yüzeyde dolaşır, kelimeler anlamını yitirir.

Oysa insan dediğimiz varlık sadece nefes alan bir canlı değildir.
İnsan; düşünen, hisseden, bağ kuran bir hikâyedir.
Ve her hikâyenin içinde sevgi vardır, umut vardır, anlayış vardır.
Ama en çok da unutulan vardır…

Bazen sevgiyi unuturuz:
Bir “nasılsın”ın içtenliğini, bir dokunuşun iyileştirici gücünü…
Bazen sabrı kaybederiz:
Beklemeyi, dinlemeyi, bir başkasının temposuna ayak uydurmayı…
Ve bazen umudu unuturuz:
Yarınların güzelliğine olan inancı, kötü günlerin geçiciliğini, iyiliğin bulaşıcı doğasını…

Bugünün dünyası bize her şeyi ulaştırıyor; haberleri, görselleri, bilgileri…
Ama çoğu zaman birbirimize gerçekten ulaşamıyoruz.
Çünkü elimizdeki teknoloji, iletişim kurmanın bir aracı olmaktan çıkıp bir duvara dönüşüyor.
Göz göze gelmeden konuşmak kolay. Kalp kalbe dokunmadan “yakınız” demek de öyle.
Ama o yakınlık, çoğu zaman dijital bir yanılsamadan ibaret.

Empati ve şefkate dayalı iletişimle çatışmaları çözmeyi amaçlayan Amerikalı psikolog Marshall B. Rosenberg şöyle der:

“İletişim sadece kelimelerle değil, kalpten kalbe kurulan bir köprüdür.”

Bu düşünce, Rosenberg’in geliştirdiği Şiddetsiz İletişim (Nonviolent Communication) yaklaşımının temel taşlarından biridir.
İletişim sadece sözcük alışverişi değil; empati ve anlayış temelinde, insanların duygularını ve ihtiyaçlarını paylaşmaları gereken insani bir bağ kurma sürecidir.
Bu yönüyle iletişim, insanların iç dünyalarına—yani kalplerine—dokunan bir köprüye dönüşür.

Bugün milyarlarca mesaj gönderiliyor.
Sayısız fotoğraf, video, ses kaydı dolaşıyor dünya çapında.
Ama içlerinden kaçı bir kalbe temas ediyor?
Kaçı gerçekten bir insanın içinde yankılanıyor?
Kaçı bizi daha iyi, daha anlayışlı, daha vicdanlı biri yapıyor?

İşte bu yüzden, bu küçük hatırlatma…

Belki hayatın akışında bir durak…
Belki unutulan bir değerin yeniden fark edilişi…
Belki de sadece, kendimize dönmek için küçük bir çağrı.

Çünkü insanlık yalnızca bilgiyle değil; kalple, vicdanla ve birlikte yaşama iradesiyle anlam kazanır.
Gerçek ilerleme, hem aklı hem kalbi besleyebildiğimizde mümkündür.

Ve belki de bugün,
birbirimize sadece bir mesaj değil,
biraz daha anlayış,
biraz daha sevgi,
ve biraz daha “gerçek iletişim” göndermemiz gerekir.

Yorumlar

yorumlar

Hakkında Kayıhan Badalıoğlu

Ankara'da doğdum. Eğitimimi TED Ankara Koleji'nde tamamladıktan sonra Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nden Ekonomi bölümünden mezun oldum. Profesyonel kariyerime 1998 yılında bankacılık sektöründe Yönetici Adayı olarak başladım ve 2000-2003 yılları arasında özel sektörde ve yerel yönetimde finans ve dış ticaret alanlarında görevler aldım. 2013 yılına kadar, önde gelen bankacılık kuruluşlarında genel müdürlük, perakende bankacılık, denetim kurulu, iç kontrol başkanlığı ve KOBİ portföy yönetimi gibi çeşitli pozisyonlarda bulundum. 2014 yılından bu yana, küçük ve orta ölçekli işletmelere finans, satış, pazarlama ve iş geliştirme konularında danışmanlık hizmetleri vermekteyim. 2015 yılında Bilgi Üniversitesi'nden Sosyal Medya Uzmanlığı Sertifikası aldım ve bu sayede işletmelere sosyal medya stratejisi, içerik oluşturma ve dijital büyüme konularında, web sitesi yönetimi danışmanlığının yanı sıra rehberlik etme imkanı buldum. Profesyonel çabalarımın ötesinde, lise yıllarımda başlayan müzik tutkumu sürdürmekteyim. Ayrıca, hayatıma denge ve keyif getiren yaratıcı birer çıkış noktası olarak blog yazmaktan ve amatör olarak fotoğraf çekmekten hoşlanıyorum.

İlginizi Çekebilir

İstanbul Üzerine Bir Kaç Kelam

Tam olarak bayram tatilini yaşadığımız bu günlerde İstanbul, en gezilebilecek zamanlarını yaşıyor. Şehri terkedebilme imkanı …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir