Shakespeare’in Hamlet’i

Dört yüz yılı aşkın süredir insanlara aynı soruyu sorduran çok az eser vardır. Hamlet bunlardan biri. İntikam, ihanet, delilik ve “hayat gerçekten ne?” sorusu… Shakespeare’in bu ölümsüz oyunu yalnızca tiyatro sahnesinde kalmadı; sinema perdesinde de her kuşakta yeniden yorumlandı. Çünkü Hamlet, her dönemin ruhuna dokunabilen nadir metinlerden biri.

Shakespeare: Hikayeleri Zamana Direnen Adam

William Shakespeare, 1564’te İngiltere’nin Stratford-upon-Avon kasabasında doğdu. Hayatının erken dönemlerine dair bildiklerimiz oldukça sınırlı. Hatta bu yıllar edebiyat tarihçileri tarafından “kayıp yıllar” olarak anılır. Ama bildiğimiz bir şey var: Shakespeare, insan ruhunu sahneye taşıma konusunda benzersizdi.

1580’lerin sonlarında Londra’ya gitti, tiyatro dünyasına önce oyuncu olarak girdi, sonra yazarlıkta ustalaştı. Lord Chamberlain’s Men topluluğunun baş yazarı oldu, Globe Tiyatrosu’nun ortaklarından biri haline geldi ve döneminin en başarılı oyun yazarlarından biri olarak ün kazandı. Ardında bıraktığı miras bugün 37 oyun, 154 sone ve sayısız karakterler ile hala yaşıyor.
Trajedilerinde insanın karanlık yüzünü, komedilerinde aşkın ve kimliğin karmaşasını, tarihi oyunlarında ise iktidarın doğasını anlattı. Üstelik İngilizceye yüzlerce yeni kelime ve deyim kazandırdı. Bugün sıradan sandığımız birçok ifade, ilk kez Shakespeare’in kaleminden çıktı.

William Shakespeare

Hamlet: Bir Hikayeden Çok Daha Fazlası

Oyunun Kökeni

Hamlet’in çıkış noktası, 12. yüzyıla uzanan Danimarka efsanelerine dayanır. Ancak Shakespeare bu eski hikayeyi alıp, onu insan zihninin en karanlık köşelerine bakan bir trajediye dönüştürdü. Oyun 1600’lerin başında yazıldı; İngiltere’de siyasi belirsizliklerin, taht kavgalarının yoğun olduğu bir dönemde sahnelendi. Bu atmosfer, Hamlet’in kasvetli dünyasıyla birebir örtüşüyordu.

Kısaca Hamlet’in Hikayesi

Prens Hamlet, babasının ölümünün ardından büyük bir yas içindedir. Annesi Gertrude’un, babasının kardeşi Claudius’la apar topar evlenmesi ise onu daha da sarsar. Derken babasının hayaleti ortaya çıkar ve korkunç gerçeği açıklar: Claudius onu öldürmüştür.

Hamlet intikam almak ister ama hemen harekete geçmez. Bunun yerine deli numarası yapar, çevresindekileri gözlemler, gerçeğin peşine düşer. Saraya gelen bir tiyatro kumpanyasını kullanarak Claudius’un suçluluğunu sınar. Ünlü “Olmak ya da olmamak” monoloğu da bu sorgulamanın zirve noktasıdır: Yaşamak mı, vazgeçmek mi?

Olaylar zinciri hızla kontrolden çıkar. Polonius yanlışlıkla öldürülür, Ofelia aklını yitirir, entrikalar büyür. Finalde ise neredeyse herkes ölür. Hamlet son nefesinde gerçeğin anlatılmasını ister ve sahne, yeni bir iktidara teslim edilir.

Hamlet Neden Bu Kadar Güçlü?

İntikam ve Tereddüt

Hamlet klasik bir intikam hikayesi gibi başlar ama Shakespeare bu türü ters yüz eder. Hamlet hızlı ve acımasız değildir; düşünen, sorgulayan, kararsız bir kahramandır. İşte onu unutulmaz yapan da bu tereddüttür.

Görünüş ve Gerçek

Oyunda herkes bir maske takar. Deli numarası yapan Hamlet, sevecen görünen Claudius, dost gibi davranan sahte arkadaşlar… Shakespeare bize şunu fısıldar: Gerçek, çoğu zaman göründüğünden çok uzaktadır.

Varoluş Sorusu

Olmak ya da olmamak” sadece edebi bir cümle değil; insanlığın en eski sorularından biridir. Hamlet bu soruya net bir cevap vermez. Belki de cevap olmadığı için bu monolog hala bizi yakalar.

Hamlet’in Sinemadaki En Güçlü Yorumları

Laurence Olivier (1948)

İçe dönük, karanlık ve şiirsel bir Hamlet. Olivier, karakterin psikolojisini merkeze alır. Film, Shakespeare uyarlamalarının altın standartlarından biri kabul edilir ve Oscar tarihine geçmiştir.

Franco Zeffirelli (1990)

Mel Gibson’lı bu versiyon daha sert, daha öfkeli ve daha fiziksel. Hamlet burada düşünmekten çok hisseden bir figürdür. Ana akım izleyiciye en yakın uyarlamalardan biridir.

Kenneth Branagh (1996)

Tam metin Hamlet. Dört saatlik süresiyle iddialı, görkemli ve politik bir yorum. Branagh, Shakespeare’e neredeyse hiç dokunmadan onu epik bir sinema deneyimine dönüştürür.

Michael Almereyda (2000)

Hikayeyi modern New York’a taşıyan radikal bir uyarlama. Şirketler, güvenlik kameraları ve medya dünyası içinde geçen bu Hamlet, dijital çağın yabancılaşmasını anlatır.

Hamlet Neden Hala Bizimle?

Hamlet sadece bir intikam hikayesi değildir. İnsan olmanın ağırlığını, düşünmenin bedelini ve iktidarın yozlaştırıcı gücünü anlatır. Her dönem, kendi Hamlet’ini yaratır:

  • Olivier, savaş sonrası dünyanın iç hesaplaşmasını
  • Zeffirelli, tutku ve öfkeyi
  • Branagh, büyük anlatıların ihtişamını
  • Almereyda, modern yalnızlığı anlattı

Belki bir gün uzayda geçen bir Hamlet izleyeceğiz. Belki de yapay zeka tarafından canlandırılan bir prens… Ama değişmeyecek tek şey şu: Hamlet, bakan herkesin kendini gördüğü bir aynadır.

Ve bu yüzden, dört yüz yıldır yaşamaya devam eder.

Yorumlar

yorumlar

Hakkında Kayıhan Badalıoğlu

Ankara'da doğdum. Eğitimimi TED Ankara Koleji'nde tamamladıktan sonra Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nden Ekonomi bölümünden mezun oldum. Profesyonel kariyerime 1998 yılında bankacılık sektöründe Yönetici Adayı olarak başladım ve 2000-2003 yılları arasında özel sektörde ve yerel yönetimde finans ve dış ticaret alanlarında görevler aldım. 2013 yılına kadar, önde gelen bankacılık kuruluşlarında genel müdürlük, perakende bankacılık, denetim kurulu, iç kontrol başkanlığı ve KOBİ portföy yönetimi gibi çeşitli pozisyonlarda bulundum. 2014 yılından bu yana, küçük ve orta ölçekli işletmelere finans, satış, pazarlama ve iş geliştirme konularında danışmanlık hizmetleri vermekteyim. 2015 yılında Bilgi Üniversitesi'nden Sosyal Medya Uzmanlığı Sertifikası aldım ve bu sayede işletmelere sosyal medya stratejisi, içerik oluşturma ve dijital büyüme konularında, web sitesi yönetimi danışmanlığının yanı sıra rehberlik etme imkanı buldum. Profesyonel çabalarımın ötesinde, lise yıllarımda başlayan müzik tutkumu sürdürmekteyim. Ayrıca, hayatıma denge ve keyif getiren yaratıcı birer çıkış noktası olarak blog yazmaktan ve amatör olarak fotoğraf çekmekten hoşlanıyorum.

İlginizi Çekebilir

Superman Filmleri

Superman, hayal gücünün bir ürünü olmaktan çıkıp, 1938 yılında Jerry Siegel ve Joe Shuster’ın ellerinde …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir